Haberler :::
-
05.02.2026İKÇÜ Türkiye’nin Köklü Üniversiteleri İle İlk Yirmide
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yayımlanan Türk üniversitelerinin araştırma ekosisteminin gelişimine işaret eden ‘Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu 2025’ kapsamında açıklanan veriler doğrultusunda çeşitli performans göstergelerinde Türkiye genelinde üst sıralarda yer aldı. Altı farklı kategoride Türkiye’nin köklü üniversiteleri ile ilk yirmide yer alan İKÇÜ’nün başarısıyla ön plana çıktığı alanlardan, Önlisans mezunlarının yurt içi ilk 6 ayda istihdama katılma oranının en yüksek olduğu üniversiteler arasında üçüncü sırada, mezunların yurt içi ilk 6 ayda istihdama katılma oranının en yüksek olduğu üniversiteler arasında 11’nci sırada, kütüphanelerde sesli kitap ve engelli dostu kaynak sayısının en yüksek olduğu ilk yirmi üniversite arasında 7’nci sırada, TEKNOFEST, TÜBİTAK, TÜBA vb. tarafından organize edilen yarışmalarda açılan stant sayısının en yüksek olduğu üniversiteler arasında 11’nci sırada yer aldı. Ayrıca Uluslararası değişim programlan kapsamında en fazla öğretim elemanı gönderen ilk yirmi üniversite arasında 13’üncü sırada, BİDEB destekleri toplam sayısının en yüksek olduğu ilk 20 üniversite arasında İKÇÜ’nün 19’uncu olduğu açıklandı. Topluma Değer Katan Üniversite İKÇÜ’nün vizyonunu somut çıktılarla güçlendirdiği, dikey-niteliksel gelişmeyi ana hedef olarak benimsediğinin göstergesi olan performans göstergelerinde başarıyı paylaşan tüm akademik ve idari personele teşekkür eden Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Türkiye’nin ve dünyanın en iyi üniversitelerinden biri hâline getirmek için büyük çaba gösterdiklerini ifade etti. Tüm kategorilerde en üst sıralarda yer almak için ilgili planlama ve çalışmaları kararlılıkla sürdüreceklerini aktaran Prof. Dr. Köse, “Üniversitemiz bundan sonra da eğitim kalitesini her geçen gün artırarak, toplumsal sorumluluğunun bilinciyle bilime katkısını sürdürecek ve daha nice başarıların sahibi olacaktır. Üniversitemizin, yakaladığı başarı çıtasını tüm paydaşlarıyla birlikte daha da ileri seviyelere taşıyacağından kuşku duymuyoruz. Uluslararası değişim programları, eğitim, araştırma, erişilebilirlik ve dezavantajlı gruplara yönelik çalışmalar, toplumsal katkı, öğrenci toplulukları ve öğrenci katılımı ve istihdam alanlarında YÖK tarafından izlenen ve raporlanan verilerin ışığında bilgiyi insanlık ve toplum yararına paylaşma misyonuyla başarılarımızın önümüzdeki yıllarda da artarak gerçekleşmesi ve kalıcı başarılar haline dönüşmesi inancıyla emeği olan tüm çalışma arkadaşlarıma ve öğrencilerimize şükranlarımı sunuyorum. Topluma değer katan üniversite anlayışımızla ‘Farkındayız, Farklıyız’ mottomuzla Türkiye Yüzyılı’na katkılar sunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. -
05.02.2026
İKÇÜ Danışma Kurulu Toplandı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Danışma Kurulu toplantısı, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin ev sahipliğinde yapıldı. Toplantıya, Danışma kurulu üyeleri, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nuretdin Memur, İzmir İl Müftüsü Şakir Kırgız, İzmir Kültür ve Turizm İl Müdürü Sadık Doğruer, İzmir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Abdullah Kömürcüoğlu, Anadolu Ajansı Bölge Müdürü Ahmet Caner Baysal, Nimeks Organics Kurucusu Niyazi Memur, Gediz ve Aydem Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, KUTLUSAN Holding Genel Müdürü Hasan Büyükkutlu, Volkan İtfaiye Ar-Ge Birim Yöneticisi Oya Koralay, Safkar Ege Soğutmacılık’ın Kurucusu İş Adamı Atilla Üner, mezun öğrenci Selin Uçar ile Kalite Komisyonu üyeleri katıldı. Önce Kalite Komisyon üyeleriyle bir araya gelen danışma kurulu üyeleri, ardından değerlendirme toplantısına katıldı. Değerlendirme toplantısı Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz tarafından gündeme ilişkin konuların özetlenmesi ile başladı. Ardından Danışma Kurulu üyelerini İKÇÜ’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti paylaşan Rektör Prof. Dr. Köse, İKÇÜ’nün başarılarıyla tescillenen bir üniversite olarak anılmasında, iç ve dış paydaşların verdiği destek ve katkının yer aldığını söyledi. İKÇÜ’nün gelecek vizyonunu belirleyen temel unsurlardan birinin hem iç hem de dış paydaşların katkı ve geri bildirimlerinin karar süreçlerine dahil edilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Köse, “Yeni kamu yönetimi anlayışı, paydaş yapılanmalarını doğrudan yönetişim organizasyonuna dahil eder. Yönetişimde katılımcı ve iş birlikçi yaklaşımlar vasıtasıyla paydaşların uzmanlıkları, deneyimleri bizlere özellikle üniversite gibi toplumsal katkıya direk faydası beklenen kurumlara yön gösterici olmaktadır. İKÇÜ olarak bu anlamda çok şanslı olduğumuzu düşünüyoruz. Kentimizle, bölgemizle, kamu ve özel sektör ile kurduğumuz organik bağ sayesinde hem akademiye hem öğrencilerimize nihayetinde topluma değer katmaktayız. Sayın Valimizin teşrifleri ile ki kendisi bir programı nedeniyle bugün katılamadılar; her yıl gerçekleştirilen bu toplantılar sayesinde yeni projelerin geliştirilmesi ve iş birliğinin artırılması manasında oldukça önemli bir sinerji oluşturuyoruz” dedi. Günümüzde tüm dünyada topluma hizmet ve teknoloji transferi gibi tek yönlü aktarımların ötesinde karşılıklı-etkileşimi önceleyen “paydaş üniversitesi” modelinin ön plana çıktığını belirten Rektör Köse, paydaş katılımının kalite güvencesi sistemlerinde de önemli bir unsur olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Köse, “Dünya genelinde, üniversitenin topluma, toplumun üniversiteye katkısı noktasından hareketle daha fazla paydaş katılımı için çaba sarf edilmektedir. Bu yapının katkılarının farkında olarak, iş dünyası ve sanayi, il müdürlükleri, meslek odaları STK’lar ile olan yenilikçi iş birlikleri oluşturma gayretindeyiz. Üniversite olarak topluma karşı sorumluluklarımızın arttığının bilinciyle ülkemizin yarınlarına daha fazla değer katmanın peşindeyiz. Bu yolda bizlere destek veren tüm paydaşlarımıza en kalbi şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. Danışma kurulu üyelerinin söz aldığı toplantıda, yeni projelerin geliştirilmesi, iş birliğinin artırılması, üniversitenin güncel durumu, kalite çalışmaları, gelecekteki planlamalara ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. -
05.02.2026
‘Türk ve Moğol Kültürel Miras Araştırmaları Sempozyumu’
T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), Moğolistan Devlet Üniversitesi, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü paydaşlığında düzenlenen ‘Türk ve Moğol Kültürel Miras Araştırmaları Sempozyumu’ resmi törenle başladı. “Dil, Tarih, Arkeoloji ve Türk Dünyası” temasıyla Moğolistan’ın yanı sıra Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan gelen uluslararası araştırmacıların da konuk olduğu sempozyumun açılışına, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Moğolistan Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ochirkhuyag Bayanjargal, Moğolistan Ankara Büyükelçisi Gombosuren Munkhbayar, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Başkanı ve Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Ceritoğlu, Genel Sekreter Nuretdin Memur, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Moğolistan İle Akademik İlişkilerimiz Üst Seviyelerde İki gün boyunca farklı oturumlar ile Türkiye, Moğolistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan gelen bilim insanı ve araştırmacıların Türk ve Moğol kültürel mirasına ilişkin değerlendirmelerde bulunacağı sempozyumun açılışında İKÇÜ’ye misafir olan tüm katılımcılara seslenen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Türkiye ve Moğolistan ilişkilerinin 2004 yılında kapsamlı ortaklık seviyesine çıkarıldığını hatırlattı. Prof. Dr. Köse, “Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Moğolistan Cumhurbaşkanı Sayın Khurelsukh Ukhnaa ile 55’inci yıla özel; Bakanlıklarımız ve kurumlarımız arasında eğitim, çevre, gençlik ve spor, enerji, ulaştırma gibi muhtelif alanlarda iş birliklerine imza atıldı. Bu ortaklığın ülkelerimize, ata yurdumuz olan Orta Asya'ya ve dünyaya hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu kapsamda İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak, Moğolistan Milli Üniversitesi ile kurduğumuz bağ ile çok önemli misyonlar üstlendiğimizi düşünüyorum. Moğolistan Devlet Üniversitesi ile 2018 yılında imzalanan ilk iş birliği protokolü ile başlayan yolculuğumuzda üniversite olarak Moğolistan ile akademik ilişkilerin mümkün olduğu kadar üst seviyelere çıkarılması için önemli adımlar attık. Ortak Türkoloji Araştırmaları Enstitüsü kurarak akademik alt yapısını oluşturduğumuz ilişkilerimiz Türk ve Moğol dil, tarih ve kültürleri üzerine gerçekleştirilen ortak bilimsel araştırmalara, etkinliklere ve her türlü akademik iş birliğine zemin hazırladı. Bu önemli çalışmalara bugün de şahit olduğumuz ve iştirak ettiğimiz sempozyumumuzla devam etmekteyiz. Moğolistan Milli Üniversitesi ile Eski Türkçe ve Mongolistik; Moğolistan Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Modern Türkiye Tarihi alanlarında ortak diplomalı yüksek lisans programlarımıza 2026-2027 öğretim yılında öğrenci alarak aktif hale getireceğimizin de müjdesini vermek istiyorum. Bu programlarla akademik iş birliklerimizi en üst seviyeye çıkarmış olacağız” diye konuştu. Kültür Değerlerimizin İzini Aramaya Devam Edeceğiz Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları ve TİKA ortaklığında, İKÇÜ’nün bölgede çok sayıda çalışma yaptığını ve iki ülke arasındaki ortak kültürel mirasa önemli katkılarda bulunduğunu söyleyen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Türk tarihinin en eski yazıtlarının bulunduğu Orhun bölgesinden dünya mirasına önemli eserleri kazandırıldığını söyledi. Rektör Prof. Dr. Köse, “Huzurlarınızda Sayın Bakanımıza en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Zira bizim orada çalışmalarımız başlamadan önce emin olunuz Bilge Kağan ve Tonyukuk anıt külliyelerindeki kazılar dışında ülkemiz adına yürütülen başka bir çalışma yoktu. Halen de bölgeye yönelik en etkili ve verimli çalışmaları biz yürütüyoruz. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin bundan sonraki hedefi mevcut ilişkileri daha ilerilere taşımak, dost ve kardeş ülke Moğolistan ile her alanda çalışmalar yapmaya devam etmektir. Burada ismini gururla zikredeceğim Moğolistan Cumhurbaşkanlığı tarafından ilk kez bir Türk akademisyene verilen "Dostluk Madalyası” sahibi ikili ilişkilerin geliştirilmesine katkıda bulunan Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Şaban Doğan Hocamız ve çok değerli bölüm hocalarımıza özel bir teşekkürümü ifade etmek isterim. Çünkü akademi dünyasının sağlam ilişkiler kurması, ortak çalışmalar içinde yer alması ülkelerin stratejik yakınlaşmalarında, diplomatik, tarihî, kültürel ve sosyal bağları güçlendirecek, gelecekte daha güçlü dostluk ilişkisi bu sayede kurulmuş olacaktır. Moğolistan halkı için ihtiyaç duyulan her alanda ülkemizin Bakanlığımız ve dolayısıyla TİKA aracılığıyla gerçekleştirdiği kalkınma iş birliği faaliyetleri de bu sürece önemli katkılar sağlamaya devam etmektedir. Bu sempozyumun sonuçlarının iki ülke dostluğuna ve bilim dünyasına önemli katkılar sağlamasını temenni ediyorum” Bu çalışmalarda paydaşımız olan Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsüne, Moğolistan Milli Üniversitesine ve TİKA’ya kalbi şükranlarımı sunuyorum. Emek veren tüm hocalarımızı yürekten tebrik ediyorum. Uzun ve köklü bir geçmişe dayanan, kültürlerin beşiği Moğol tarihi ve Orhun Bölgesi kadim Türk toplumunun kültürel değerlerinin izlerini birlikte aramaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Bağımız Akademik İş Birlikleriyle Daha da Güçleniyor Moğolistan Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ochirkhuyag Bayanjargal da Türk ve Moğol halkları arasındaki tarihsel ve kültürel bağların akademik iş birlikleriyle daha da güçlendiğine dikkat çekti. Sempozyumun bu ortak mirasın bilimsel zeminde ele alınması açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Rektör Prof. Dr. Ochirkhuyag Bayanjargal, “Moğolistan Devlet Üniversitesi olarak öğrenci değişimi, ortak araştırma projeleri ve akademik iş birliklerine büyük önem veriyoruz. Bu süreçte Ortak Türkoloji Araştırmaları Enstitüsü’nün kurulması ve Prof. Dr. Şaban Doğan’ın katkıları bizler için son derece kıymetlidir” dedi. Moğol araştırmalarının yalnızca dil, tarih ve kültürle sınırlı kalmadığını, son yıllarda toplum, ekonomi, siyaset ve hukuk gibi çağdaş alanları da kapsayacak şekilde genişlediğini belirten Prof. Dr. Ochirkhuyag Bayanjargal, bu alanda merkezler arası iş birliğinin arttığını ve nitelikli bilimsel çalışmalar için uygun bir ortam oluştuğunu söyledi. 2026 yılında yapılacak 13. Uluslararası Moğol Araştırmaları Kongresine dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Bayanjargal, “Dünya çapında Moğol araştırmaları buluşturacak, alanındaki en kapsamlı bilimsel toplantılardan biri olacak bu kongreye siz değerli araştırmacıları bildirileriyle katılmaya davet etmekten onur duyuyorum. İKÇÜ’deki organizasyonda emeği geçen tüm ekibe teşekkür ediyorum ve sempozyumun ve akademik çalışmaların verimli geçmesini temenni ediyorum” diye konuştu. 2026 Dönüm Noktası Olacak Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsünün yurt dışı odaklı çalışmalarına ve Türk–Moğol kültürel mirasına yönelik iş birliklerine dikkat çeken Enstitü Başkanı ve Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, 2026 yılının ortak çalışmalar açısından önemli bir dönüm noktası olacağını vurguladı. Genç bir ekip olarak ilk etkinliklerini Türk ve Moğol Kültürel Miras Araştırmaları Sempozyumu ile gerçekleştirdiklerini belirten Prof. Dr. Doğan, bu organizasyonun kendileri için özel bir anlam taşıdığını ifade etti. Enstitünün kuruluş amacı ve devam eden çalışmaları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Doğan, “Enstitü olarak özellikle yurt dışında arkeolojik çalışmalar yapmak üzere kurulmuş bir teşkilatız. Çalışmalarımız bu yönde devam ediyor. Son yaptığımız temaslarla birlikte beş ülkede 2026 yılı için görüşmeler yürütüyoruz” dedi. Yurt dışındaki arkeolojik faaliyetlerin somut adımlarla ilerlediğini aktaran Boğan, “Beş ülkede 12 farklı arkeolojik çalışmamızın temelleri atıldı. 2026 yılı içerisinde arkeoloji çalışmalarımız yurt dışı odaklı olarak devam edecek” ifadelerini kullandı. Yurt içindeki faaliyetlere de değinen Prof. Dr. Boğan, “Yurt içinde özellikle arkeoloji ve kültürel miras alanlarında bilimsel etkinlikler ve yayın faaliyetleri ile kendimizi göstermeye, bu alanlarda görünür olmaya çalışıyoruz” diye konuştu. Sempozyumun kurumsal iş birlikleri açısından taşıdığı öneme vurgu yapan Boğan, etkinliğin enstitünün son dönemdeki çalışmalarının bir parçası olduğunu belirterek, “Bu etkinlik, enstitümüzün son evrişim çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz ve paydaşı olduğumuz bir etkinliktir” dedi. Dünyanın farklı bölgelerinden, Türk dünyasından ve Moğolistan’dan gelen akademisyenlere teşekkür eden Doğan, sempozyumun başarılı geçmesi temennisinde bulundu. Ortak Bir Kültürel Hafızaya Sahibiz Düzenleme Kurulu adına konuşan İKÇÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Ceritoğlu ise Türk ve Moğol halkları arasındaki tarihî ve kültürel ilişkilerin köklü geçmişine dikkat çekerek bu ortak mirası bilimsel olarak ele almaktan memnuniyet duyduklarını aktardı. İki toplumun tarih boyunca iç içe yaşadığını belirten Prof. Dr. Ceritoğlu, bu birlikteliğin ortak bir kültürel hafıza oluşturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Ceritoğlu, “Tarih bilimi bizlere Türkler ile Moğolların birbiriyle ilişkilerini tarihin en eski milletlerinin iki unsuru olarak öğretmiştir. Tarihî süreçte Türklerin kurduğu devletlerde Moğollar, Moğolların kurduğu devletlerde ise Türkler; devletin çeşitli makamlarında yönetici olarak görev yapmış, halkı olarak, vatandaşı olarak yaşamıştır” dedi. Ortak yaşam kültürünün bilgi birikiminde benzerlikler oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Ceritoğlu, “Bu birlikte yaşama sürecinde Türk, Moğol’un bildiklerini; Moğol da Türk’ün bildiklerini öğrenmiştir. Böylece millet olarak sahip olunan bilgilerin adlandırılmalarında ortaklıklar oluşmuştur” ifadelerini kullandı. Kültür kavramına da değinen Prof. Dr. Ceritoğlu, ortak bilgi birikiminin millet olma sürecindeki rolüne işaret ederek, “Toplumu millete dönüştüren ve millet olarak var olmasını sağlayan, soyut veya somut varlıklar ve durumlarla ilgili ortak bilgi birikimi, esasen kültür teriminin basitçe bir tanımıdır” diye konuştu. Sempozyumun kapsamı hakkında bilgi veren Ceritoğlu, “Bu sempozyumda Türk’ün Türk, Moğol’un da Moğol kimliği olarak geçmişten günümüze var olmasını sağlayan ortak bilgi birikimleri; Türkiye, Moğolistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan gelen, farklı disiplinlere mensup 36 katılımcının sunacağı bildirilerle ele alınacaktır” dedi. Konuşmasının sonunda sempozyumun amacını özetleyen Prof. Dr. Ceritoğlu, “Türkler ile Moğolların millî kimliklerinin var olmasını sağlayan ortak kültürel bilgileri tespit edip değerlendirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullanarak, sempozyumun verimli geçmesi temennisinde bulundu. Açılış konuşmalarının ardından bilimsel oturumlara geçildi. -
05.02.2026AI4PURPOSE Hackathonu’nun Türkiye Ayağı İzmir’de Başarıyla Tamamlandı
Avrupa Birliği destekli MEDAIGENCY Projesi kapsamında düzenlenen AI4PURPOSE Hackathonu’nun Türkiye ayağı, İzmir’de gerçekleştirilen iki günlük yoğun programın ardından tamamlandı. 30 öğrenci ve 8 profesyonel takımın katıldığı etkinlikte, profesyonel ve öğrenci kategorilerinde dereceye giren ekipler açıklandı. İZMİR – 30–31 Ocak 2026 tarihlerinde İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi koordinatörlüğünde ve AFAD İzmir İl Müdürlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirilen, uluslararası katılımlı AI4PURPOSE Hackathonu’nun Türkiye ayağı başarıyla tamamlandı. Etkinlik, Avrupa Birliği destekli Interreg NEXT MED Programme kapsamında yürütülen MEDAIGENCY – Mediterranean Health in Crisis: Harnessing AI for Resilience çerçevesinde düzenlendi.Hackathonun açılış konuşması, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu tarafından yapıldı. AI4PURPOSE Hackathonu’nun kriz yönetimi için kurumlara yeni öneriler sunacağına inandığını ifade eden Bulduklu, yapay zekâ teknolojilerinin yalnızca teknik bir gelişme alanı değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluk bilinciyle ele alınması gereken stratejik bir dönüşüm başlığı olduğunu vurguladı. Bulduklu, “Kriz anlarında sağlık sistemlerinin dayanıklılığını artırmaya yönelik bu tür uluslararası iş birlikleri, üniversitelerin yalnızca bilgi üreten değil, çözüm geliştiren ve sahaya dokunan kurumlar olduğunu bir kez daha göstermektedir. AI4PURPOSE Hackathonu, öğrencilerimizin ve profesyonellerin etik ilkelere bağlı, insan odaklı ve kamu yararını önceleyen dijital çözümler üretme kapasitesini ortaya koyması açısından son derece kıymetlidir. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak, sorumlu yapay zekâ yaklaşımını merkeze alan bu tür projelerde aktif rol almaya ve uluslararası ağlar içinde katkı sunmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.Program kapsamında AB temsilcilerinin de katılım sağladığı uluslararası oturumda Filistin, Lübnan, Türkiye ve İtalya’ya ait yazılım odaklı ihtiyaç analizi sonuçları paylaşıldı; geliştirilecek dijital çözümlerin etik tasarımı, veri gizliliği ve sorumlu yapay zekâ ilkeleri ele alındı. Hackathon sürecinde; AFAD, AKUT ve UMKE temsilcileri ile akademisyenlerden oluşan jüri tarafından yürütülen değerlendirmeler; şeffaflık, bilimsel yeterlilik, yenilikçilik ve afetlere dayanıklı sağlık sistemlerine katkı potansiyeli kriterleri temel alınarak gerçekleştirildi. Değerlendirmeler sonucunda: Profesyonel Kategori – İlk 3 Takım 1. İbniSinaVerse 2. Afetlink 3. Venüs Yazılım Öğrenci Kategorisi – İlk 5 Takım 1. Delicephalonlar 2. Threem 3. Aegis 4. HEMX 5. Team Pisidia Uluslararası Hackathon’un ikinci aşaması, 21 Şubat 2026 tarihinde Lübnan, Filistin, İtalya, İspanya ve Türkiye’den kurum ve ekiplerin katılımıyla gerçekleştirilecek. Sürece ilişkin ayrıntılı bilgiler önümüzdeki günlerde üniversitenin resmî web sayfası üzerinden paylaşılacak. -
13.01.2026
Rektör Köse’den Final Desteği
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Saffet Köse, Merkez Kütüphaneyi ziyaret etti. Final haftası nedeniyle kütüphanede ders çalışan öğrencilere başarılar dileyen Prof. Dr. Köse, öğrencilerden gelen geri bildirimler doğrultusunda kütüphanecilik hizmetlerinin her geçen yıl daha da güçlendiğini ifade etti. Yeni eklenen salonla birlikte 882 kişilik oturma kapasitesine ulaşan kütüphanede incelemelerde bulunan Rektör Prof.Dr. Saffet Köse’ye Rektör Yardımcıları Prof.Dr.Muhsin Akbaş, Prof.Dr.Süleyman Akbulut ile Prof.Dr. Yasin Bulduklu eşlik etti. Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Serhat Dikmen’den bilgi alan Prof. Dr. Köse, dijital kütüphanecilik anlayışıyla elektronik ve basılı eserlerden oluşan arşiv yelpazesinin her geçen yıl genişletildiğini söyledi. 2013 yılında 52 bin ziyaretçisi olan İKÇÜ Merkez Kütüphanesinin, 2024 verilerine göre 773 bin kişiye ulaştığını aktaran Prof. Dr. Köse, dünyanın sayılı üniversitelerinin kütüphanelerinin zenginliği ile öne çıktığını vurgulayarak; “Teknoloji çağında, kitap okumak belki de eski bir alışkanlık olarak görülüyor. Öğrencilerimiz kitabı ders çalışmak için önceliklendirseler de aslında okumak yersiz ve zamansız bir eylem olarak alışkanlıklarımız arasında yer almalı. Çünkü yaşam boyu öğrenmenin en eşsiz hazinesi kitaplardır. İKÇÜ olarak bu hazinelerimizin geniş kitlelere ulaşması için, ziyaretçilerimizin değişen okuma kültürlerine göre arşivlerimizi günümüz bilgi teknolojileri ile buluşturup; toplumun hizmetine sunmaya gayret ediyoruz. Kütüphanecilik hizmetlerini kullanıcı odaklı, teknolojik hizmet kalitesini benimseyerek, e-bilgi kaynakları yönünde daha da geliştirmekteyiz” diye konuştu. Engelli Dostu Kaynak Sayısı YÖK tarafından yayınlanan ‘Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu 2025’ sonuçlarına göre İKÇÜ’nün 6 farklı alanda üst sıralarda yer aldığını hatırlatan Rektör Prof. Dr. Köse, “Kütüphanedeki engelli dostu kaynak sayısının en yüksek olduğu üniversiteler” arasında üst sıralarda yer almaktan ayrıca mutluluk duyduklarını kaydetti. Rektör Prof. Dr. Köse, “Günümüzde kitap okuma formatlar değişti, dijital kitaplar, sesli kitaplar, podcast’ler gündemimize girdi. Tüm bunlar arasında engelli bireylerimizi de es geçmemenin bilinciyle gençlerimizin istekleri doğrultusunda engelli dostu kaynak sayısını arttırmaya devam ediyoruz. Engelli öğrenci birimlerinin fiziksel ile dijital erişilebilirlik düzeylerine yönelik çalışmalarına ağırlık vermelerini bekliyoruz” dedi. Okuma Arşiviniz Vizyonunuzu Anlatır Dünyada kitap okumanın kültürün ötesinde İK tercihlerinde de belirleyici bir rol oynadığına işaret eden Rektör Prof. Dr. Köse, insan kaynakları yöneticisinin "Neler okuyorsunuz?" sorusunun kişinin tüm vizyonunu özetleyebildiğini belirtti. Rektör Prof. Dr. Köse, “Öğrencilerimizin üniversite hayatını sadece ders çalışmak olarak görmenin ötesinde bilinçlilik düzeyi yüksek mezunlar olmaları bizler için çok önemli. Mezunlarımızın istihdama katılma oranını arttırmaya yönelik eğitim-öğretim faaliyetlerimizi güçlendirmek için çalışıyoruz. YÖK tarafından yayınlanan rapora göre özellikle sağlık alanında uzmanlaşmış üniversitelerin öne çıktığı “Mezunların yurt içinde ilk altı ayda istihdama katılma oranının en yüksek olduğu üniversiteler” listesinde İKÇÜ üst sıralarda yer aldı. Mezunlarımızın istihdam edilebilirlik gücünün yüksek olması bizim için memnun edici bir geri bildirim. Lisans hayatını İKÇÜ ile şekillendiren bilgi ve donanıma sahip bilinç düzeyi yüksek gençler yetiştirdiğimiz kanaatindeyim. Bu güzel verileri paylaşmayı vesile eden tüm öğrencilerimize şükranlarımı iletiyorum. Tüm sınav süreçlerinin başarılı sonuçlarla geçmesini temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. -
23.12.2025
İKÇÜ Memur Kardeşler Camisi İçin İlk Adım Atıldı
Yapımını Memur Kardeşler Vakfı adına hayırsever iş adamı Sabri Memur’un üstleneceği, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ana yerleşkesinde yapılması öngörülen ‘Memur Kardeşler Üniversite Cami’ protokolü, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban’ın katılımıyla düzenlenen resmî törenle imzalandı.Törende, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, Memur Kardeşler Vakfı Başkanı Sabri Memur, Vakıf Yönetim Kurulu Üyesi Niyazi Memur, Memur Kardeşler Yardımlaşma Derneği Başkanı Taha Aksoy, üniversite ve vakıf temsilcileri hazır bulundu. Hem Üniversiteye Hem de Bölgeye Hizmet Edecek İmza töreninde konuşan İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, hem üniversiteye hem de bölgeye hizmet verecek caminin yapılmasından duyduğu memnuniyeti paylaştı. Vali Dr. Elban, “Bugün çok ilimiz için ve üniversitemiz için çok hayırlı ve güzel bir iş için burada bulunuyoruz. Uzun zamandan beri üniversitemiz kampüsünde ihtiyaç olan üniversite ile ilgili yapılar büyük ölçüde tamamlanmıştı. Orada hem üniversite hem de civara hizmet edecek bir cami ile ilgili yer hazırdı ve yapımıyla ilgili hayırseverler konusunda üniversitemizin yapmış olduğu çalışmalar vardı. Memurlar Kardeşler ile Saffet Hocam görüştüler. Mutabakata vardılar. Sonucunda caminin yapımı Memur Kardeşler Derneği tarafından yapılıp vakfı tarafından da işletilmesi yapılacak. Bu güzel eseri ilimize, üniversitemize, Çiğlimize kazandıracak olan Niyazi Bey'in şahsında Memur Kardeşlere huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum. Allah yapacakları hayırları, hizmetleri kabul etsin. Kazasız, belasız inşallah en kısa zamanda yapılıp insanımızın hizmetine ve ibadete açılır diye temenni ediyorum. Memur kardeşlere, Saffet Hoca'ma, Taha Bey'e ve tüm herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Hayırlı ve mübarek olsun diyorum” dedi. Bu Anlamlı Günlerde Projeye Başlamak Bizi Ayrıca Mutlu Etti Rektör Prof. Dr. Saffet Köse de İKÇÜ’de altyapı hizmetlerinin büyük ölçüde tamamlandığı bir dönemde üniversite bölgesinde eksikliği duyulan caminin yapılması adına girişimde bulunmaktan mutluluk duyduğunu aktardı. Rektör Prof. Dr. Köse, “Bugün bizim için çok özel bir gün. 2010 yılında kurulan İKÇÜ’nün altyapı hizmetlerinin büyük ölçüde tamamlandığı bir dönemde tek eksiğimiz olan bir cami yapımı idi. Onu da Memur Kardeşler üstlendiler. Öncelikle kendilerine çok teşekkür ediyorum. Bu mutlu günümüzde bizi onurlandıran Sayın Valime hürmetlerimi teşekkürlerimi arz ediyorum. Mübarek 3 aylara girdik. Recep-i Şerif'in 2’nci günündeyiz. Bu anlamlı günlerde mübarek bir projeye başlamak bizi ayrıca mutlu etti. Özellikle ihtiyaçlar hiyerarşisinde manevi ihtiyaçların maddi ihtiyaçlara göre çok daha öncelikli olduğu dikkate alınırsa; bu caminin hem 20.000'i aşkın öğrencimizin, 2000'i aşkın personelimizin hem de o bölgede böyle bir ibadethanenin olmadığı dikkate alınırsa bölgenin ihtiyacını karşılayacak şekilde planlanmış olmasının verdiği bir huzur var. Sayın Valime ve Memur Kardeşlerin nezdinde Niyazi Abi'ye, Taha Bey'e emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Tamamlanmasını sabırsızlıkla bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Sayın Valimizin Desteği Bizim İçin Çok Kıymetli Memur Kardeşler Vakfı adına konuşan Niyazi Memur, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban’ın desteklerinden duyduğu memnuniyeti paylaştığı konuşmasında, Mavişehir’de ibadete açılan Memur Kardeşler Camisinin yapımı için gösterdikleri gayreti, Üniversite Camisi için göstereceklerini ifade etti. İş adamı Niyazi Memur, “Sayın Valimizin desteği bizim için çok kıymetli, bu desteği ve gücü hissetmek çok değerli. Daha evvelden de burada bu camiyi yapmakla ilgili bir gayret içerisinde olduk ve 6 yıla yakın bir sürede bitirmek nasip oldu. Buradaki teveccüh gören benzer bir mimariyi biraz daha gelişmiş bir şeklini oraya yapamaz mıyız diye Saffet Hocamızla görüşmemiz oldu. Bizler bu tecrübe birikimini oraya yansıtmayı arzu ettik. Nasip olur bitirebilirsek niyet ettik bismillah dedik. Hayırlı uğurlu olur inşallah” şeklinde konuştu. İhtiyaç Duyulan Bir Bölgeye Yapılacak Memur Kardeşler Yardımlaşma Derneği Başkanı İzmir eski Milletvekili Taha Aksoy, İKÇÜ’nün kuruluşunda Rektör Danışmanlığı görevini üstlendiğini hatırlatarak; o bölgede kapasitesi ile bölgeye ulaşacak bir camiye ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Aksoy, “Mavişehir’de yapılan caminin gördüğü ilgiye hepiniz tanıksınız. Estetiği, kapasitesi ile göze çarpan cami külliyesinin ihtiyaç olan yere yapıldığı anlamını taşıyor. İnşallah İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Camisi de böyle bir ihtiyacı karşılamak üzere yapılacak. İKÇÜ’de rektör danışmanlığı yaptım. Oradaki büyük ihtiyacı biliyorum. Cuma namazlarının, vakit namazlarının kılınması ciddi problemler oluşturuyordu. Kaldı ki o günden bugüne üniversitenin nüfusunda büyük gelişme oldu. İnşallah büyük bir ihtiyacı karşılayacak. Finansmanında büyük fedakarlıkta bulunan Memur Kardeşlere, bu olayın gerçekleşmesi için bugüne kadar çok büyük uğraş veren Sayın Rektörümüze, bizi onurlandıran, protokolün hazırlanmasında kendisi şahsen emek ortaya koyan Sayın Valimize çok teşekkür ediyorum” dedi. Konuşmaların ardından 10 bin metrekare alana inşa edilmesi planlanan yapımı Memur Kardeşler Vakfınca karşılanıp kullanımı Müftülüğe tahsis edilecek Memur Kardeşler Üniversite Camisi protokolü taraflarca imzalandı. -
23.12.2025
İzmir’deki Öğrenci Kalite Toplulukları İKÇÜ’de Buluştu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Kalite Topluluğu tarafından Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığı desteğiyle UNİDES Projesi kapsamında yürütülen, “Akreditasyon Yolculuğunda İzmir Üniversiteleri: Öğrenci Kalite Toplulukları Deneyim Paylaşımı ve İyi Uygulama Örnekleri” programına ev sahipliği yaptı. İzmir de ilk kez düzenlenen programın açılış oturumunda, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Öğrenci Komisyonu Koordinatörü Doç. Dr. Songül Vargün, YÖKAK Öğrenci Komisyonu Başkan Yardımcısı Kadir Özkan, Karabük Üniversitesi Bilimsel Yarışmalar Koordinatörlüğü SOSYALFEST Birim Sorumlusu Doç. Dr. Hakan Vargün, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı Gençlik Çalışmaları Şube Müdürlüğünden Pınar Aslan, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi, İzmir Demokrasi Üniversitesi, İzmir Tınaztepe Üniversitesi, İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu, Yaşar Üniversitesi Kalite Topluluklarından gelen öğrenci temsilcileri ile etkinliğe ev sahipliği yapan İKÇÜ SKS Kalite Topluluğu Akademik Danışmanı Öğr. Gör. Özlem Bakan Demirel, Topluluk Başkanı Yağmur Akdemir ve topluluk üyeleri hazır bulundu. Akreditasyon Yolculuğunda Kurumların Lokomotifi Kalite Topluluklarıdır Açılışta konuşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, öğrenci topluluklarının yönetsel organizasyon yapısı dahilindeki tüm süreçlerle ilgili görüşlerini dinamik şekilde ortaya koymasından memnuniyet duyduklarını vurguladığı konuşmasında, özellikle kalite süreçlerinin gençlerden gelen geribildirimlerle şekillendiğini aktardı. Rektör Prof. Dr. Köse, “Akreditasyon süreçleri ya da kalite çalışmaları salt belgenin alınması ya da belli dönemlerde başarılı bir denetim sürecini atlatmaktan fazlasıdır. Kalite, kurumun vizyonu, misyonu, paydaşlarla ilişkisi ve faaliyetine ilişkin tüm süreçlerde sürekli çaba göstermeyi gerektirir. Kurumların tüm bileşenlerinin kalite anlayışını içselleştirmesi ise yine başarının en önemli bileşenidir. Akreditasyon, üniversitelerin eğitim-öğretim, araştırma- geliştirme ve topluma hizmet faaliyetlerinin nitelikli, sürdürebilir, gelişime açık ve sürekli en iyiyi arama çabalarının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çabaların başarıya ulaşmasında ve akreditasyon belgelerinin kurum kültürü halinde gelmesinde yönetsel kararlılık en önemli husustur. Ancak sürecin tüm paydaşlarının süreçlerde aktif rol alması ve etkin katılması esastır. Bu noktada kuşkusuz üniversitelerin asli unsuru öğrencilerdir ve onların dışında kalite çalışmaları, akreditasyon süreçleri ya da nitelikli eğitim düşünülmesi gerçekçilikten uzaktır. İşte bu noktada öğrencilerin de yönlendirilmesi, bireysel gücün sinerjiye dönüşmesi önemli hale geliyor. Öğrenci kalite toplulukları, akreditasyon yolculuğunda kurumların lokomotifi olarak işlev sunan oluşumlardır. Bu haliyle de süreçlerin iyileştirilmesinden değerlendirilmesine her adımda aktif olarak rol üstlenmelerine gerek vardır. YÖKAK Öğrenci Komisyonu da bu noktada takdire şayan önemli bir misyon üstlenmiştir. İKÇÜ Kalite Topluluğumuzun İzmir’de bir ilki bakanlığımızın destekleriyle üniversitemize taşımasından gurur duyuyoruz. Bizlere misafir olan tüm öğrencilerimize de kalite güvencesi süreçlerindeki farkındalığını artırmak ve katılımı güçlendirmek amacıyla yürüttüğü tüm faaliyetler sebebiyle tebriklerimi sunuyorum” dedi. Öğrencilerimizin Aktif Olması Elimizi Güçlendiriyor Kaliteyi sadece belgeden ibaret olarak görmeyen, yönetim kültürü olarak içselleştiren anlayışa sahip bir İKÇÜ olarak öğrenciler, akademisyenler ve yönetim arasında güçlü bir kalite ekosistemini yaygınlaştırmak adına çalıştıklarını kaydeden Rektör Prof. Dr. Köse, Türkiye’de kalite güvencesi sisteminin öğrenciler tarafından giderek daha fazla benimsendiği ve bu farkındalığın yıllar içinde genel bir artış eğiliminde olmasının memnuniyet verici olduğunu aktardı. Prof.Dr.Köse,"Kalite güvencesi süreçlerine öğrenci katılımının önem kazandığını ve her geçen yıl arttığını, öğrencilerin kalite güvencesi süreçlerine entegrasyonunu dikkatle takip etmekteyiz. En büyük paydaşımız öğrencilerimizin aktif olması da elimizi güçlendiriyor. Bakanlığımızın ve YÖKAK’ın kalite güvencesi ekosisteminde insan kaynağının gelişimine yaptığı katkının somut çıktısını bugün İKÇÜ’de sunmak da ayrı bir heyecan. Kalite kültürünün hem mevcut durumda hem de gelecekte bir felsefe haline dönüştürülmesinde bu toplulukların katkısı öncelenmelidir. Biz de üniversite olarak bu açıdan şanslıyız ve tüm akreditasyon süreçlerinde aktif görev alan kalite topluluğuna sahibiz. Onlar kendi üniversitemiz yanında bugün şehrimizin diğer üniversiteleri ile akreditasyon süreçlerini tartışacaklar. Diğer üniversitelerden gelen öğrenci kardeşlerimiz deneyimlerini aktarmak yoluyla etkileşime imkân sağlayacaklar. Ben bu önemli organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, birlikte çalışma anlayışınızın diğer topluluklara ve birimlere örnek olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Kalite Sadece Üniversite Biosunda Yer Alan Bir Kavram Değil Açılış panelinde konuşan YÖKAK Öğrenci Komisyonu Koordinatörü Doç. Dr. Songül Vargün, kurumsal organizayon yapısını ve yürütülen faaliyetleri özetlediği konuşmasında, kalite süreçlerine çok sesli katılımın önemine dikkat çekti. Kurumsal Değerlendirme raporlarının (KİDR) karar alma, yönetişim ve iyileştirme süreçlerine katılımın, kalite süreçlerine sağladığı katkılara değinen Koordinatör Doç. Dr. Vargün, “Tüm kurumların kendi fotoğraflarını çekmeleri açısından ve rehberlik olması açısından son derece önemli olan bu raporlarla aslında hem üniversite hem kamuoyu aslında üniversitenin hangi aşamada olduğunu, hangi noktalarda ilerleme kaydettiğini görmekte ve şeffaflık ilkesi de uygulanmaktadır. Öğrencilerimiz de bu işin aslında temeli, ana paydasıdır. Dolayısıyla ben de öğrenci komisyonu koordinatörü olarak öğrencilerin bu süreçlerdeki gönüllü katılımlarını son derece destekliyorum ve gerçekten çok yoğun bir süreç içerisinde çalışıyoruz. Kalite sadece üniversite biosunda yer alan ya da kurumlar bazında değerlendirilecek bir şey değil, aynı zamanda tabii ki hayatın her alanında var. Aslında biz doğduktan itibaren kaliteyle, kalite süreçleriyle aslında iç içe olmaya başlıyoruz. Yükseköğretim kurumları açısından ele alacak olursak tüm paydaşların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde etkin, verimli ve sürdürülebilir biçimde faaliyet göstermesini sağlayan sürekli iyileştirme olarak değerlendiriyoruz. Kalite güvencesi süreci aynı zamanda kurumların öğrencilere, topluma ve paydaşlara karşı hesap verebilir olmasını da sağlıyor” diye konuştu. Kar Topu Etkisiyle Bu Süreçleri Yaygınlaştırıyoruz Öğrencileri bu sürecin merkezine yerleştirdiklerini belirten YÖKAK Öğrenci Komisyonu Koordinatörü Doç. Dr. Vargün, öğrencilerin sürecin en temel paydası olduğunu kaydetti. Doç. Dr. Vargün, “Bu gönül bağı kurularak içselleştirilmesi gereken bir şey ve de çok kıymetli. Kar topu etkisiyle aslında biz bu süreçlerin biraz daha yaygınlaşmasını ve içselleştirilmesini de arzu ediyoruz. Aynı zamanda Bologna süreci kapsamında da bir zorunluluktur. Dolayısıyla öğrenci katılımı artık her yükseköğretim kurumunun kendi süreçlerini yürütebileceği ve öğrencileri dahil edebileceği bir mekanizmayı da gerektiriyor. Tabii bununla birlikte aslında YOKAK'ta öğrenci katılımı stratejik hedefleri arasında öncelikli hale getiriyor. Öğrencilerin aktif yer alması eğitim-öğretimin iyileştirilmesine çok ciddi katkı sağlıyor. Öğrenciler aslında bir kurumunda bence reklam yüzü. Bir öğrenci kalite sürecindeyse üniversitenin sunmuş olduğu hizmetlerin gerçek ihtiyaçlara uygunluğunu da garanti altına almış oluyor. Bir kere öğrenciler liderlik, temsil ve iletişim becerilerini geliştiriyorlar. Yine kendi kurumuna aidiyet geliştirebiliyorlar. Yine ulusal ve uluslararası deneyimleri kazanıyorlar, mesleğiyle kalite kültürüne yönelik bir ilişki kurabiliyor. Yani aslında birçok açıdan hem kuruma hem de öğrenciye çok yönlü bir katkıdan bahsedebiliriz” dedi. Amacımız Ülkemizdeki Yükseköğretimde Öğrenci Katılımını Güçlendirmek “İç Kalite Güvencesi Sisteminde Öğrenci Topluluklarının Rolü ve Katkıları” başlığıyla sunum yapan YÖKAK Öğrenci Komisyonu Başkan Yardımcısı Kadir Özkan da kalite topluluklarında yer almanın artılarına değindi. Özkan, “Kimse benim cebime burada para koymuyor aslında. Ama şöyle diyorum. Gerçekten bence paradan daha önemli bir şey koyuyor. Deneyim koyuyor. Çünkü gerçekten burada edindiğimiz deneyimler, özellikle bu alanda çalışmak isteyenleriniz varsa, akademisyen olmak isteyeniniz varsa çok önemli ve kıymetli deneyimler sağlıyor. Aslında eğitim bizler için var. Yani sonuçta eğitimi biz alıyoruz. Bundan kaynaklı olarak en büyük söz haklarından biri de bizim. Kalite zaten kültürdür ama sonuçta sizde bu kültüre nasıl kendi içselleştirdiğiniz tamamen size bağlıdır. Öğrenci katılımcısı olarak ilk başta ilgili mevzuatlar doğrultusunda programların tasarımında ve güncellemesinde yer alabilirsiniz, geri bildirim anketlerinde yer alabilirsiniz. Amacımız ülkemizdeki yükseköğretimde öğrenci katılımını güçlendirmek. Rize’nin de dahil olacak olması ile 81 ilimizdeki kalite topluluğumuzla beraber ortak çalışmalara her zaman açığız” ifadelerini kullandı. Açılış oturumunun ardından konuk üniversitelerden gelen Kalite Topluluğu temsilcilerince ‘Deneyim Paylaşımı ve İyi Uygulama Örnekleri’ başlığıyla yapılan sunumlara geçildi. -
18.12.2025
Yapay Zekânın Etik ve Hukuki Boyutları Masaya Yatırıldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İKÇÜKAM) iş birliğiyle düzenlenen çalıştayda alanında uzman akademisyenler tarafından yapay zeka kullanımının etik ve hukuki değerlendirmesi yapıldı. Günümüzün en önemli konularından biri olan yapay zekâ teknolojilerinin kullanımını disiplinler arası bir yaklaşımla ele almayı amaçlayan “Yapay Zeka Kullanımının Etik ve Hukuki Değerlendirilmesi” çalıştayı Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda düzenlendi. Çalıştaya, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yasin Bulduklu ve Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hatice Yıldırım Sarı, Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu, Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Aydın Ülker, Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Nilgün Nurhan Kara ile akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Kullanıcı Olmanın Yanı Sıra Üretmek de Çok Önemli Açılış konuşmasında, tarihsel süreçte her yeni teknolojinin ilk geliştiği andan itibaren her zaman birtakım korkular yarattığını ve tartışmaları beraberinde getirdiğini ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Teknoloji ilk ortaya çıktığı andan itibaren, ‘hangi meslekler ölecek? Yeni süreçte kimler neyi, nasıl yapacak veya yapabilecek mi? Bu gelişim nerede duracak? gibi soruların etrafında birtakım tartışmalar yaratmış. Hesap makinesi icat edildiğinde muhasebecilik mesleğinin biteceği konuşulmuş, ancak daha da gelişmiş. 90’lı yıllarda özel radyo yayıncılığı ve artan radyo istasyonu karşılığında sanatçılar, kaset satamayacaklarını düşündüler. İşlerinin azalacağından korktular. Ancak, yeni kitle iletişim teknolojileri onlara bambaşka alanlar açtı, işin biçimi değişti. Daha fazla sanatçı daha büyük bir sektör ortaya çıktı. Tekerlek ilk icat edildiğinde, o zamanın insanları, yaşadığı ortamın dışında bir şeylerin de var olduğunu görmeyi beklemiyordu. Dolayısıyla bu tartışmaların kökeni, insanoğlunun sabanı kullanmasına kadar gider. Elbette yapay zekâ konusundaki kaygı bunlara kıyasla daha anlaşılabilir gibi duruyor. Ancak bilinmeli ki, bundan kaçarak veya yok sayarak çağın gereklerine ayak uydurmamız mümkün değil. Kullanıcı olmanın da ötesinde bir şeyler yapmamız gerektiği kanaatindeyim. Özellikle yapay zekanın interdisipliner yapısı düşünüldüğünde; neredeyse her alanın bu yöndeki çabalara katkıda bulunması gerekliliği ortaya çıkıyor. Her alanın birlikte geliştirdiği ‘büyük veri’ analizi üzerinde çalışma yapmamız şart. Bu teknolojiyi kullanmanın yanı sıra, dil modelini geliştirmeye ve üretici boyutta girişimlere de ihtiyacımız var. Dil modellerini geliştirebilen kurumlar olduğumuzda, akademi bu yönde çaba göstermeye başladığında, herkese faydalı sonuçlarının olacağını kestirmek güç değil ama bir yerde sınırını da çizmek gerekiyor. Hukukun buna da uyarlanmasının ve yapay zekanın hukuki çerçevesinin oluşturulmasının çok önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu etkinlik, iki birimimizin düzenlediği, çok sayıda paydaşın da katkıda bulunduğu bir organizasyon. Bu tarz güç birliklerinin olumlu çıktılar verdiğine ve sinerji oluşturduğuna çok defa şahit olduk. Örnek olmasını ve devamının gelmesini temenni ediyorum. Hocalarımız başta olmak üzere tüm katılımcılara teşekkür ediyorum. Hayırlı bir çalıştay diliyorum” diye konuştu. Teknik Bilginin Sosyal, Etik ve Hukuki Perspektiflerle Desteklenmesi Gerek Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu, “Bu çalıştayın, aynı üniversite çatısı altında faaliyet gösteren iki farklı araştırma merkezinin, disiplinler arası işbirliği anlayışıyla, ortak bir amaç etrafında bir araya gelmesinin somut ve değerli bir örneği olduğu inancındayız. Yapay zekâ gibi çok boyutlu ve hızla gelişen bir alanda yalnızca teknik bakış açısının yeterli olmadığı; bu bakış açısının sosyal, etik ve hukuki perspektiflerle desteklenmesi gerektiği artık açık bir gerçektir. Bu nedenle, merkezlerimiz arasındaki bu iş birliğinin üniversitemizin disiplinler arası bilimsel üretim kapasitesini ve toplumsal sorumluluk bilincini güçlendiren önemli bir adım olduğu inancındayız. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisinde ve üniversitemiz Yapay Zeka Politika Belgesi'nde de açıkça vurgulandığı üzere, yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi ve kullanılmasında etik ilkelere bağlılık, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve doğru kullanım, temel prensipler arasında yer almaktadır. Bu çalıştayın, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi hedefleri ve üniversitemiz Yapay Zeka Politikası doğrultusunda, yapay zeka çalışmalarının ve kullanımının etik ve hukuki çerçevede yürütülmesine ve bu yaklaşımın daha güçlü biçimde benimsenmesine katkı sağlayacağı inancındayız. Çalıştayın düzenlenmesinde başta üniversitemiz üst yönetimi olmak üzere, düzenleme kurulu üyelerimize, katkı sunan değerli konuşmacılara ve katılım sağlayan siz kıymetli akademisyenlere, idari personele ve öğrencilere teşekkür eder, verimli bir çalıştay olmasını dilerim” dedi. Etik ve Hukuki Değerlendirmeler Teknolojiye Yön Vermek Zorunda İKÇÜKAM Müdürü ve Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit ise, “İnsanlık, tarih boyunca pek çok teknolojik gelişim yaşamış. Ancak sanıyorum ki şu ana kadar yaşadığımız dönüşüm, hiçbir çağda bu kadar hızlı bir şekilde olmamıştı. Zira yapay zekâ, önceki teknolojik gelişmelerden çok daha farklı olarak karar verme, öngörme, sınıflandırma ve hatta öğrenme gibi insan zihnine özgü kabul edilen alana doğrudan temas ediyor. Bu durum yalnızca ‘ne yapabiliriz?’ sorusunu değil, daha da önemlisi ‘ne yapmalıyız?’ sorusunu da gündeme getiriyor. Bugün yapay zekâ, hukukta karar destek sistemlerinde, sağlıkta tanı ve tedavi süreçlerinde, eğitimde, sosyal hizmetlerde, güvenlikte ve bunun gibi pek çok alanda aktif bir şekilde kullanılmaktadır. Ancak bu yaygın kullanım beraberinde mahremiyet, ötekileştirme, hesap verilebilirlik, şeffaflık, insanlık haysiyeti, toplumsal değerler ve adalet gibi temel etik ve hukuki meseleleri de kaçınılmaz bir biçimde gündeme taşımaktadır” dedi. Çalıştayda, yapay zekânın önemi ve kullanım alanları nelerdir? Ulusal Yapay Zekâ Stratejimizin kapsamı nedir? Yapay zekânın doğru kullanımı ve geleceği öngörülebilir mi? Yapay zekânın manipülasyon gücü nedir? İnsanın yerine geçmesi mümkün müdür? Yapay zekânın hak, birey, varolma anlamında etik boyutları nelerdir? Yapay zekanın kullanımında hukuki sorumluluk kime aittir? Kişisel verilerin korunması ve karar verme mekanizmalarındaki rolü ne olmalıdır? Akademide yapay zekanın kullanımı nasıl düzenlenmelidir? Gibi bir dizi soruya cevap aranacağını dile getiren Prof. Dr. Yiğit, etik ve hukuki değerlendirmeler ile teknoloji arasındaki ilişkiyi anlatırken, “Etik ve hukuki değerlendirmeler teknolojinin hızına yetişmek zorunda değil, ona yön vermek zorundadır” ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından, çalıştay oturumlarına geçildi. İKÇÜKAM Müdürü ve Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit moderatörlüğünde gerçekleşen oturumlarda, Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu, Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi Felsefe Bölümü Bilim Tarihi ve Felsefesi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hilal Kahraman ve Hukuk Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Deniz Onur Aras konuşmacı olarak yer aldı. -
17.12.2025
İKÇÜ’den Z Kuşağının Siyasal Katılımına Işık Tutan Araştırma
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Öksüz’ün yürüttüğü ve en kapsamlı Z kuşağı siyaset araştırmalarından biri olarak gösterilen TÜBİTAK destekli “Siyasi Mesajların Z Kuşağı Üzerindeki Etkilerinin Değerlendirilmesi: Beklentiler, Duygular ve Değerler Üzerine Bir Araştırma” başlıklı proje kapsamında “Siyasal İletişim ve Gençler” başlıklı çalıştay düzenlendi. Z kuşağının siyasal katılımına ve siyasete yönelik tutumuna ışık tutması beklenen, Türkiye’deki siyasal iletişim çalışmalarına yol göstermesi amaçlanan projenin ele alındığı “Siyasal İletişim ve Gençler” konulu çalıştay, İKÇÜ Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü, Bilim İletişim Ofisi ve Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi iş birliği ile Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda yapıldı. Çalıştayda, Z kuşağının siyasetle olan ilişkisini ele alan oturumlarla birlikte, Prof. Dr. Burcu Öksüz’ün yürütücüsü olduğu; Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İrem Özgören Kınlı, Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Güler ve Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Emrah Başaran’ın yer aldığı projenin gerçekleşme süreci ve proje ile ilgili çarpıcı sonuçlar da paylaşıldı. Çalıştaya Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevtap Ünal, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Ebru Güzelcik Ural, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Çağlar, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nil Çokluk, İKÇÜ Bologna Eşgüdüm Koordinatörü Doç. Dr. Necmettin Çelik, Medya Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ümit Aydoğan, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Gençlerimiz Siyasetin Odağındalar Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Proje başlarken, Burcu hocamla Z Kuşağı kavramsallaştırmasını analiz ettik ve günümüz gençlerinin bir ‘kuşak’ tanımlaması içinde tanımlanıp tanımlanamayacağını tartıştık. Hepimizin bildiği gibi kuşak kavramı, belli dönemin özelliklerini taşıyan, kendi arasında homojen kabul edilebilecek tutumlara ve belirli davranış kalıplarına sahip bir grubu tanımlar. Bu kuşağın özelliklerinin kategorizasyon açısından sorunlar taşıdığı konusunda bir ön kabulümden de söz ettim. Ama sahaya çıkmadan bunu kanıtlamak elbette güç olurdu. Araştırma ekibi ile aynı şekilde ben de birkaç saha çalışmasına bizzat katıldım. Gidip gençleri dinledikten sonra, akşam yaptığımız değerlendirme toplantısında, bu jenerasyonun da belli açılardan ortak özellikleri olduğunu ama kuşak aralığının daraldığını gördük. Bizim tahmin ettiğimiz konularda birleşmiyorlardı belki ama pek çok hususta aslında bakış açılarının benzer ya da aynı olduğunu fark ettik; hem de bu farklılık ideolojik kamplar oluşmadan ortaya çıkıyordu. Farklı çerçevelere konumlanıyor olsalar da belli konulara bakış açılarının aynı ya da yakın olduğunu gördük. Bir de siyasete uzak oldukları yönündeki yargıların da doğru olmadığını tespit ettik. Gençlerimiz siyasetin tam merkezinde ve içindeler. Farklı yerlerde, farklı ortamlarda ve gruplarla yaptığımız söyleşiler sonucunda, hepsinin de ülkenin geleceğine ilişkin kaygılarının olduğuna şahit olduk. Dikkatimi çeken diğer bir husus da, hiçbirinin belli başlı kalıpların içerisine hapsedilmemiş olduğu ve her birinin bir diğerini dinleyebildiğiydi. Belli konulardaki bakış açıları ayrı olsa da, duruşlarının ortak özellikleri olduğunu saptadık. Kendi geleceklerine ve ülkenin yarınlarına ilişkin ciddi dertleri vardı, bunu kendilerince çözmeye yönelik fikirleri de değerliydi. Aslında pek çok kritik kavşakta gençlerin apolitize olmadıklarını deneyimlemiş bir toplum olarak gençlere yönelik dili oluşturmak mecburiyetindeyiz. Her ne kadar genç nüfusa yönelik nicel azalma ve nitel kaygılar öne çıkıyor olsa da ülkemiz için gençler en büyük hazinemiz. Bizim en büyük beşeri sermayemiz ve gelecek vizyonumuzun en önemli bileşenleri de yine onlar. Hatta bu vizyonu, bizden daha da ileriye taşıyacak motivasyona sahip olduklarını bizzat araştırmalar sırasında gördüm. Bu açıdan araştırma sonuçlarının açıklandığı andan itibaren ciddi bir biçimde sansasyonel etkisi olacağını düşünüyorum. Ülke siyasetine yön vereceğine inandığımız sonuçları önümüzdeki günlerde açıklarız” diye konuştu. Gurur Kaynağımız Oldular İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin misyon ve vizyonu doğrultusunda, üniversite üst yönetiminin çizdiği perspektif doğrultusunda etkinlikler yapma gayreti içerisinde olduklarını ve özellikle son zamanlarda proje bazlı çalışmalarda fakülte olarak önemli bir ivme yakaladıklarını vurgulayan Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, “Fakülte olarak sosyal, siyasal ve ekonomik konularda araştırmaları teşvik ediyoruz. Bu noktada giderek artan bir başarı ivmesine sahibiz. Burada, siyasal iletişim konusunda inisiyatif alan başta Prof. Dr. Burcu Öksüz olmak üzere tüm hocalarımıza ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Gerçekten gurur kaynağımız oldular. Proje kapsamında sahada olan arkadaşlarımız çok önemli deneyimler ile döndüler. Siyasal İletişim ve Gençler çalıştayında eldeki veriler değerlendirilecek, kıymetli neticeler çıkarılacak. Panelde konuşma yapacak olan hocalarımız bizlere alanla ilgili çok kıymetli bilgiler verecekler. Biz de istifade edeceğiz. Kendilerine de tekrar teşekkür ediyoruz. Bu anlamlı etkinliklerde, hiç şüphesiz mutfak kısmı çok fazla görünmez, ancak orada hummalı çalışmalar yapılır. Bu açıdan, etkinliği birlikte düzenlediğimiz Kurumsal İletişim Koordinatörlüğüne ve bu etkinlik başta olmak üzere, düzenlediğimiz bütün etkinliklerde işin mutfağında olan, göze görünmeyen kahramanlarımıza ve başta Prof. Dr. Burcu Öksüz hocamız olmak üzere emeği geçen tüm hocalarımıza da ayrıca teşekkür ediyor, verimli bir çalıştay diliyorum” ifadelerini kullandı. 7 Bölgede, 14 Şehirde Yapılan Kapsamlı Bir Çalışma Proje hakkında bilgi veren Proje Yürütücüsü Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Öksüz ise, “Projemizin TÜBİTAK tarafından desteklendiğini öğrenir öğrenmez, bu haberi Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse ile sabahın erken saatlerinde paylaşmış, kendisinden de hızlı bir tebrik mesajı almıştım. Böylece böyle bir projede bir üniversitenin en üst kademesinde bulunan yöneticiden destek almak ve proje süresince destekleyici bir iletişimin devam ettirilmesi, bilimsel araştırma konusundaki motivasyonumuzu artıran en önemli etkenlerden biriydi. Verdiği samimi destek için Rektör hocamıza teşekkürlerimi sunuyorum. Projenin gerçekleştirilme sürecinde, projenin bir parçası olan ve farklı aşamalarda desteklerini gördüğümüz Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Yasin Bulduklu’ya, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Şaban Doğan hocamıza, çeşitli birimlerde görev yapan idari personele ve sosyal organizasyonunda görev alan öğrencilerimize, yanı sıra çalıştaya konuşmacı olarak katılan hocalarıma katkıları için ayrıca teşekkür ediyorum” dedi. Toplumsal gruplar hakkındaki düşünme biçimimizin, büyük ölçüde o grubun bir parçası olup olmadığımıza bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Öksüz, bu görüşten hareketle Z Kuşağı gençlerinin kendilerine karşı duydukları siyasi sempatiye sahip olmanın, onların dışında kalanlar açısından mümkün olmadığını belirtti. Projenin tam da bu bakış açısından hareketle hazırlandığını söyleyen Prof. Dr. Öksüz, “Ancak Z kuşağını dinleyip, anlamaya çalışabiliriz. Biz de bu noktadan hareketle, Z Kuşağını tanımak için yola çıktık. Ülkemizin 7 bölgesinde 14 şehirde gençlerle bir araya geldik. 24.500 km yol yaptık. Yaklaşık 2 yıl boyunca gençlerle görüşürken çok şey öğrendik. Doğru bildiklerimizin bazılarının yanlış, yanlışların ise doğru olabildiğini gördük. Bazen iki saati bulan görüşmelerde gençlerin dünyaya bakışının ne kadar ilham verici olabildiğine şahitlik ettik. Kendilerini rahatça ifade etmelerinden memnuniyet duyduk. Bize güvenerek düşüncelerini açıkça paylaşmalarından dolayı mutlu olduk. Görüştüğümüz gençlere ne kadar teşekkür etsek az. Sözün özü, bu proje ortaya çıktığında akademik hayatımın en heyecan verici araştırması olacağını hiç düşünmemiştim. Biz, bu proje üzerinde çalışmaktan çok keyif aldık. Umuyoruz sizler de çalıştayımız boyunca yapılacak paylaşımlarda aynı ilgide olacaksınız. Bize katıldığınız için tekrar teşekkür ederiz” şeklinde konuştu. Açılış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu’nun yaptığı, Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Ebru Güzelcik Ural, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Çağlar ve Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nil Çokluk’un panelist olarak yer aldıkları “Siyaset ve Gençler” paneli gerçekleşti. Panelin ardından çalıştay oturumlarına geçildi. Prof. Dr. Burcu Öksüz moderatörlüğünde düzenlenen ilk oturumda “Gençlerin Siyasal Katılımı ve Geleneksel Medya” konusu ele alındı. Doç. Dr. İrem Özgören Kınlı moderatörlüğünde düzenlenen ikinci oturumda ise “Gençlerin Siyasi Tercihleri Üzerinde Yeni Medyanın Etkileri” konuşuldu. Rapor sunumları ve genel değerlendirme ile birlikte çalıştay sona erdi. -
09.12.2025
Ege Bölgesi YDY Sempozyumunun Ev Sahibi İKÇÜ
Ege Bölgesi’nde yer alan üniversitelerin Yabancı Diller Yüksekokulları arasında akademik iş birliğini güçlendirmek amacıyla düzenlenen Ege Bölgesi Yabancı Diller Yüksekokulları Sempozyumunun dördüncüsü İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) yapıldı. İKÇÜ Yabancı Diller Yüksekokulu ev sahipliğinde ”Boşlukları Doldurmak, Birlikte Büyümek" temasıyla düzenlenen sempozyumun açılış oturumuna Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. Murat Keçiş, DEÜ Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Hatice İrem Çomoğlu, Pamukkale Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. Ertan Kuşçu, İzmir Demokrasi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Öğr. Gör. Dr. Kudret Öktem Öztürk, İzmir Ekonomi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Donald Staub, Yaşar Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Öğr.Gör. Aylin Bedriye Atacan, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Dr. Ali Ceylan, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Dr.Başak Özker, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğr.Gör.Rıdvan Korkut, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Yabancı Diller Yüksekokulu temsilcisi Öğr. Gör. Seda Altıner, Afyon Kocatepe Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu temsilcisi Öğr. Gör. Nurcay Durmaz ile konuk okullardan gelen akademisyenler katıldı. Üniversiteler Dil Politikalarını Zamanın Gereklerine Göre Gözden Geçirmeli Güncel araştırma alanlarının konuşulduğu, yenilikçi yaklaşımların paylaşıldığı bölgesel platform buluşmasına İKÇÜ olarak platforma ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını ifade eden Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, 2022 yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi öncülüğünde başlatılan “Ege Bölgesi Yabancı Diller Yüksekokulları Sempozyumu’nun bölgedeki kurumlar arasında iş birliklerini arttırmakta önemli bir misyon edindiğini kaydetti. Modern öğretim teknikleri ve yöntemlerinin sürekli geliştiği dil öğretiminde öğrenci beklenti ve yeteneklerine uygun olanlarının kullanımının öne çıktığını aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, “Uluslararasılaşmanın önem kazandığı dünyada ve Türkiye'deki yükseköğretimde beceri kazanmanın önemli adımı dil öğrenmekten geçmektedir. Bu açıdan üniversiteler dil politikalarını ve planlamalarını zamanın gereklerine göre gözden geçirmek zorundadır. Başka bir dil bilmenin insana kazandırdığı hem itibar var, hem şöhret var hem de bir ayrıcalık var. Yani sosyal anlamda, kültürel anlamda, uluslararası ilişkiler anlamında dilin kazandırdığı çok fazla şey var. Özellikle akademik camia için akademik süreçlerde belirleyici olan da bir tarafı var. Dil konusu bu kadar önemli olmasına rağmen akademik süreçlerde belirleyici olmasına rağmen bilimsel çalışmalarda merkezi konumda bulunmasına rağmen dil öğretimiyle ya da öğrenimi ile ilgili sorunlarımız var. Bölgesel ölçekte buluşturan bu gibi ortak platformların ülkenin değişen ihtiyaçlarına göre dillerin çeşitlendirilmesine, üniversitelerin kendi programlarına uygun dil eğitimlerini planlamalarına, öğrenme becerilerine ve stratejilerine, yaygınlaşabilecek uygulamalara vesile olacağını düşünüyorum. O sebeple bu toplantı gerçekten çok değerli. Bu buluşmada emeği geçen hocalarımıza teşekkür ediyorum. Bildirileriyle katkı sunacak olan tüm hocalarımıza şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. Öğretim İçin Pedagoji Ve Teknoloji Evrensel Misafir akademisyenlere seslenen İKÇÜ Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık da sempozyum içeriğiyle ilgili bilgiler verdi. İKÇÜ YDY’nin kurulduğu günden bu yana yakaladığı başarı ivmesini DEDAK tarafından akredite edilerek taçlandırdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Arık, “Öğrencilerimize sunduğumuz dil eğitiminin ulusal ve uluslararası düzeyde kabul gören standartlarda olduğunu sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Diller birbirinden farklı olsa da öğretimleri için gerektirdikleri pedagoji ve teknoloji evrenseldir. Üniversiteler arasındaki iş birliği artırılarak dil eğitiminde değişen dünyayı okuyarak dil eğitimi planlamaları önemli hale gelmiştir. Ege Bölgesi yabancı diller okullları öğretim kadrosunu bir araya getiren bu sempozyumların geleceğimize vizyon çizeceğine yürekten inanıyorum. Öncelikle, yüksekokulumuza her zaman destek veren ve bu toplantıya katılımlarıyla bizleri onurlandıran Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Saffet Köse’ye, bizlerle birlikte olmak üzere başka illerden ve üniversitelerden gelen çok kıymetli misafirlerimize, organizasyon sürecinde özveriyle çalışan üniversitemizdeki meslektaşlarıma ve destekleriyle bu günü kolaylaştıran asistan öğrencilerimize içten teşekkürlerimi sunmak isterim. Bu sempozyumun, hepimiz için verimli, ilham verici ve iş birliğimizi daha da güçlendirecek bir buluşma olmasını temenni ediyorum” dedi. Açılış konuşmalarının ardından "İngilizcenin Geleceği: Küresel Perspektifler, Akreditasyon, Değişim Yönetimi” gibi başlıkların yer tartışılacağı oturumlara geçildi. -
09.12.2025KDK Denetçisi Yıldız, Proje Toplantısına Katıldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden Doç. Dr. Gizem Kolbaşı Muyan’ın yürütücülüğünü üstlendiği, “Avrupa Birliği’nin Eşitlik Perspektifini Yaygınlaştırma ve Vurgulama” (Disseminating and Emphasizing Equality Perspective of the European Union) EU DEEP Jean Monnet Modül Projesi toplantısı yapıldı. Bilim İletişimi Ofisi koordinasyonunda İKÇÜ ERASMUS Koordinatörlüğü, Uluslaraarası İlişkiler Topluluğu ve Ombudsmanlık Topluluğunca düzenlenen resmi törene Kamu Denetçiliği Kurumundan (KDK) Denetçi Özcan Yıldız, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevtap Ünal, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Batır, Güzelbahçe İlçe Milli Eğitim Müdürü Yüksel Yıldız, Erasmus Koordinatörü Doç. Dr. İrem Özgören Kınlı, EU DEEP yürütücüsü Doç. Dr. Gizem Kolbaşı Muyan, proje ekip üyeleri ile fakültelerden gelen öğretim üyeleri katıldı. Sorunumla İlgilenen Bir Kurum Var Açılışta konuşan Kamu Denetçisi Özcan Yıldız, kurumun işleyişi ve faaliyetleri ile Ombudsmanlık hakkında bilgiler aktardı. Kamu hizmetlerinin kalitesinin artırılmasında, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden KDK’nın üstendiği sorumlulukları başarıyla yerine getirdiğini belirten Denetçi Özcan Yıldız, hak arama kültürünün yaygınlaştırılmasını sağladıklarını ifade etti. Yıldız, “Hem bir denetim organı hem de kamu yönetiminin halka gülen yüzü mahiyetinde olan ombudsman aslında kamu vicdanının sesi durumundadır. Ombudsman, kişilerle idare arasında bir anlamda iletişim köprüsü görevini yerine getirmektedir. Bu felsefi yaklaşımla kurumumuz, Türkiye Büyük Millet Meclisinden aldığı manevi güçle ülkemizde evrensel hukuk ilkeleri ışığında, başta hukukun üstünlüğünün tesisinde kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması, insan onuru ve insanın bizatihi varlık olarak yüce değerinden hareketle daha iyi standartlarda hizmet alabilmesi, hakkını arayabilmesi ve iyi yönetim ilkelerinin kamu yönetimine rehberlik etmesi açısından çok önemli bir misyon üstlenmiştir. KDK olarak, hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, aklı ve bilimi rehber kabul ederek, vatandaşlarımızın idareyle olan sorunlarının adalet ve hakkaniyetle çözülmesi için var gücümüzle çalışmaktayız. Birebir iletişim kurduğumuz için vatandaş ‘Sorunumla ilgilenen bir kurum var.’ diyor " diye konuştu. Bir Nevi Hakkaniyet Denetimi Denetçilerin bağımsız ve tarafsızlık yönüne dikkat çeken Yıldız, Osmanlı İmparatorluğu adalet sistemindeki uygulamaların Ombudsmanlığın tarihe kaynaklık ettiğini, devlet ile vatandaş arasında çok önemli bir insan hakları kurumu olduklarını vurguladı. KDK Denetçisi Yıldız, “Kurumumuz 2012 yılındaki kuruluşundan bugüne kadar verdiği kararlarla bir yandan idarenin daha etkin şekilde çalışmasına, hizmet vermesine; diğer yandan, kişilerin hak arama bilincinin geliştirilmesine katkıda bulunarak hukuk devleti ilkesinin güçlenmesine çok önemli katkılar sağlamıştır. Ombudsmanlık vatandaşla devlet arasındaki meseleleri çok kısa bir şekilde 6 aylık bir süreç içerisinde sulh yoluyla çözen çok önemli bir müessesedir. Mevzuat açısından kişiye uygulanan bütün işlemler hukuka uygun olsa bile hakkaniyet açısından bir eksiklik, bir noksanlık varsa Ombudsmanlık kurumu burada devreye girer ve o meseleyi kişinin lehine çözme noktasında ciddi anlamda bir misyon yüklenir. Herkesin vatandaş olsun, olmasın, başka bir ülkenin vatandaşı olsun veya vatansız olsun herkesin başvurusunu alan ve bunları Türkçe dilinde de değil, her dilden dilekçe kabul eden, 18 yaşının altındaki çocuklardan şikâyet başvurusu ve veli veya vasi rızası olmaksızın alabilen tek kurumudur. Denetçilere tavsiye ve telkinde bulunulamaz, talimat verilemez. Ombudsman nezaket sahibi kişidir, kimseye emir, talimat vermez, buyrukta bulunmaz. Ombudsmanın tavsiyesi en optimum faydayı herkes için adil bir sonucu doğurduğu için hakikatten ötürü tavsiye niteliğindedir” ifadelerini kullandı. Köklerimizden Kopmadan İlerlemeli Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, kadim medeniyetimizin vazgeçilmezi olan hakkaniyet kavramına değindiği konuşmasında Türk yönetim geleneğinde, bilgeliğin temelinin adalet olduğunu, adaletin ise devletin temeli olduğunu söyledi. Yönetimsel olarak zengin-yoksul, güçlü-zayıf dil, din, ırk, cinsiyet farkı gözetmeden adil davranılması gerektiğine yönelik sayısız örnek verilebileceğini belirten Prof. Dr. Bulduklu, “Kamu Denetçiliği Kurumunun geçmişimizden günümüze yansıyan önemli bir kavramı yaşattığını düşünüyorum. Bizim millet olarak geçmişimizden bugüne kadar getirdiğimiz en önemli değerler aslında adalet ve hakkaniyet. Eşitlik her zaman adalet demek değil ve çoğunlukla bu husus gözden kaçırılıyor. KDK kamu yöneticisini daha çerçevenin içerisinde tutan ve keyfiyetten uzaklaştıran bir bakış açısı geliştirmiş durumda ve bu, adaletin ya da hakkaniyetin yerleşmesi açısından çok değerli. Tabii hukuki olmak ayrı şey, Eşitlik ayrı şey, hak ayrı bir şey. Adalet daha da ayrı bir şey. Avrupa Birliği'nin bu tarz projeleri desteklemesi, gelişmekte olan ülkelere bir tür mevcudu, mevzuatı iyileştirmesi ya da müfredatına bunları dahil etmesi amaçlanıyor. Ama bizim gibi kadim geçmişe sahip toplumlar için biraz dikkatli olmak gerektiğini düşünüyorum. Zira biz bu tür etkinliklerde hızlıca köklerimizden kopuyoruz. Bu noktada Avrupa Birliği'nin üniversite bakışı açısından ziyade kültürel kodlarla ilişkilendirmek, eş değerliği kıymetli görmek, hak ve adaleti yine en önemli değerli olarak görmek yönünde bir müfredat iyileştirilmesi bizde de zorunluluk olarak öne çıkıyor. Yine az önce değindiğimiz Ombudsmanlık bu topraklardan uzak bir şey değildi. İsveçliler bizden aldıkları köfteyi İsveç köftesi olarak bize satıyor. Bizim dayanışma ve uzlaştırma müessesemizi de ombudsmanlık adı altında yeniden pazarlıyorlar. Dolayısıyla bu noktada köklerden kopmadan tümüyle her aktarılan değil de özümüze dönerek belki iyileştirilmesi gereken alanları kabul ederek gelişmenin daha faydalı olacağına inanıyorum. Elbette bunu propagandacı mantıkla yapmamalıyız. Bir tarafı güçlendirirken diğer tarafı düşman gösterip orayı güçsüzleştirmek yönünde işleyen bir süreç hâline gelmeye başlaması da rahatsız edici bir durum. Bir dezavantajlı grubu pozitif ayrımcılıkla adalet çerçevesinde daha da güçlendirip diğerlerini zayıflatmak da yanlış. Burada diğerlerinin hakkına girmek boyutunda işleyen bir sürece doğru ilerlemek teşvik edildiğinde sosyal sorunlar yaşanıyor. Ben bilim insanlarının üzerine ciddi görevler düştüğünü ve eğitim camiasının da bu noktaya duyarsız kalmaması gerektiğini özellikle ifade etmek istiyorum. Elbette toplumda bir adaletsizlik varsa bunun önüne geçmek için toplumu yönlendiren insan olarak bizler sorumluluğu almak zorundayız” şeklinde konuştu. Çıktılarıyla Adil Dünya Katkısı Proje hakkında bilgi veren İKÇÜ İİBF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gizem Kolbaşı Muyan, İnsan haklarının uluslararası düzeyde korunmasına yönelik ilk adımın 10 Aralık 1948 tarihinde İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin BM Genel Kurulu'nda kabul edilmesi ile atıldığını, proje açılış etkinliğinin de 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü Demokrasi Haftasında yapılmasının önemli bir mana kazandığını belirtti. Doç. Dr. Gizem Kolbaşı Muyan, “Her türlü önyargının, ayrımcılığın ve şiddetin son bulduğu; herkesin eşit haklar temelinde haklarından yararlandığı, adil bir dünya diliyoruz. Hatta bunun salt bir dilekten ibaret olmaması için AB tarafından desteklenen Jean Monnet Modül Projesi EU DEEP ortaya çıktı. İşte bu yüzden 1 Eylül’de başlayan projemizin açılış etkinliğini İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası’nda düzenlemek istedik. Projemize ve bize desteğini açılışımızda yer almayı kabul ederek gösteren TBMM Kamu Denetçiliği Kurumu kısa adıyla Ombudsmanlık Kurumuna ve Kamu Denetçisi Sayın Özcan Yıldız’a teşekkür ederiz. AB’ye uyum sürecinde eşitlik ve insan hakları ile ilgili önemli iki kurum olan Kamu Denetçiliği ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) proje süresince de paydaş olarak gördüğümüz kurumlardır. Projede yılda 4 kez eğitici eğitimleri, lise ve üniversite öğrencileri ile eğitimler, farazi davalar, ikinci döneme seçmeli havuz dersi, projelerde AB’nin eşitlik perspektifi üzerine eğitimler, seminerler ve özel davetler, araştırma ve yayınlar, eğitim içerikli el kitabı gibi alanlarda çalışmalar yürütülecektir. Disiplinlerarası atölyelerin gerçekleştirileceği projede, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Batır, AB Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tülay Yıldırım Mat, İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümünden Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sedef Eylemer, Prof. Dr. Nesrin Demir, Prof. Dr. Didem Buhari, Prof. Dr. Uğur Burç Yıldız, Doç. Dr. Nihal Kırkpınar Özsoy, İzmir Demokrasi Üniversitesinden Prof. Dr. İlke Evin Gencel ile Arş.Gör.Dr. Melis Eroğlu da görev almaktadır” dedi. Projeye ilişkin sunumların yapılmasının ardından etkinlik fotoğraf çekimiyle sona erdi. Denetçi Yıldız daha sonra Rektör Prof. Dr. Saffet Köse'yi makamında ziyaret etti. -
28.11.2025
Bakan Yerlikaya Akademik Açılış Törenine Katıldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Akademik Açılış Töreni İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın teşrifleriyle yapıldı. İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse’nin ev sahipliğinde Çiğli Ana Yerleşkede gerçekleştirilen törene, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı V. Aydoğan Samsak, İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selim Karahasanoğlu, İçişleri Bakanı Başdanışmanı Prof.Dr. Ergün Yolcu, Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Yeşim Kebapçıoğlu, İl Emniyet Müdürü Celal Sel, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Metin Düz, Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanı Tümamiral Tayfun Paşaoğlu, Çiğli Kaymakamı Fatih Görmüş, Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Karabağlar Kaymakamı Mehmet Özer, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı, MHP İl Başkanı Veysel Şahin, Gençlik ve Spor İl Müdürü Murat Eskici, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, Orman Bölge Müdürü Mahmut Yılmaz, Çiğli İlçe Emniyet Müdürü Eyüp Çulha, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcısı Halil Sezgin, Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Adnan Yamanoğlu, Mehir Vakfı Kurucu Başkanı Mustafa Özdemir, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nuretdin Memur, dekanlar, akademik ve idari personel, siyasi parti ve STK temsilcilerinin yanı sıra öğrenciler katıldı. Türkiye Yüzyılının Temelinde Gençlerimiz Var Törende İKÇÜ’de olmaktan duyduğu memnuniyeti paylaşan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, üniversitelerde gençlerle bir arada olmaktan ayrı bir heyecan duyduğunu belirttiği konuşmasında gençlerin Türkiye Vizyonunun temel harcı olduğunu ifade etti. Bakan Yerlikaya, “Farsça’da genç, ‘hazine’ anlamına geliyor. Sizlerin her biri, paha biçilemez bir hazinesiniz. Bu yüzden bugün sizlerden, ilham almaya, enerji almaya, güç almaya geldim. Gençlik, ‘Ruhu ayağa kaldırma’ iradesinin adıdır. Büyük ve güçlü Türkiye’nin harcında, Türkiye Yüzyılı vizyonun temelinde gençlerimiz var. Büyük ve Güçlü Türkiye hedefine ancak sizlerin desteğiyle ulaşabiliriz. Sizler gibi bu sıralardan geçmiş, yurtlarda kalmış, yemekhanede sıraya girmiş, geç saatlere kadar ders çalışmış, sınavlara girmiş bugün İçişleri Bakanı olan biri olarak diyorum ki: sahip olduğunuz hazinenin, yani gençliğinizin değerini bilin. Üniversite yılları çok değerli. Hayatın rotası üniversite sıralarında çiziliyor. Kimliğiniz, hayalleriniz burada şekilleniyor” dedi. Kâtip Çelebi Yürüyüşünün İlhamı İKÇÜ’nün adını taşıdığı büyük ilim adamı Kâtip Çelebi’nin örnek çalışmalarından bahseden Bakan Yerlikaya, tarihimizdeki bilim ve ilim dünyasındaki şahsiyetlerin başarıyla anılan eserlerinin gençlere yol gösterici mihenk taşları taşıdığını aktardı. Bakan Yerlikaya, “Üniversitenizin adını taşıyan Kâtip Çelebi, ilmin sınırlarını zorlayan büyük bir mütefekkirdi. Coğrafyadan tarihe, denizcilikten bibliyografyaya uzanan muazzam eserler verdi; ‘Cihannümâ’ ile dünyayı anlamaya, ‘Keşfü’z-Zünûn’ ile bilginin atlasını çıkarmaya çalıştı. Kâtip Çelebi bize şunu öğretir; ‘Bilgi, birikmezse eksilir. İlim, hayata değmezse yarım kalır’ Araştırmayı, eleştirel düşünceyi ve toplumsal faydayı, odağına alan Kâtip Çelebi Üniversitesinin yürüyüşü budur. Miras, taşınan bir yük değil; omuzlanan bir bayraktır. Bugün sizden beklenen, bu bayrağı daha yükseğe taşımanız, daha çok okumanız, daha çok düşünmeniz, daha çok üretmenizdir. Çünkü Türkiye’nin en büyük gücü sizlersiniz. Türkiye gençleriyle büyüyecek ve daha da güçlenecek” diye konuştu. Sanal Bahisin Hedefinde Gençler Var Bilişim çağında oluşan fırsatların yanında risklerin de yer aldığına değinen Bakan Yerlikaya, özellikle manevî alanı daraltan akımların hedefinde gençlerin olduğuna işaret etti. Bakan Yerlikaya, “Dijital dönüşüm büyük fırsatlar getiriyor. Ama dikkat etmezsek büyük riskler de taşıyor. Siber dünyanın karanlık dehlizleri, her geçen gün daha da derinleşiyor. Deepfake ile insanın onuru hedef alınıyor. Sanal kumar ile gençlerin emeği, zamanı, aklı çalınıyor. Görünür âlemin çapını biliyoruz; ama siber âlemin çapını bilmiyoruz. Görünmez bir alem var ve sürekli büyüyor. Kapısı kilit tutmayan paralel bir evren var. O yüzden hangi odalarda takıldığınıza, kimlerle yan yana geldiğinize, hangi içeriklere maruz kaldığınıza dikkat edin. Sanal bahis, alkol gibi, uyuşturucu gibi bir bağımlılık. Çağımızın bir nevi vebası olan bu bağımlılık, sizde var olan “maddi ve manevi cevheri” bir bir azaltıyor, yuvaları dağıtıyor, intiharlara sürüklüyor. Sanal bahis şirketleri, kimi vatandaşlarımızın, özellikle de gençlerimizin hesap numaralarını kiralıyor. Onlara cazip gelecek belli bir ücret ödüyorlar. Milyonlarca lira sizin o hesabınızdan gelip gidiyor. Artık o hesap sizin değil ama sorumluluğu sizin. Sizlere böyle bir teklif geldiğinde itibar etmeyin, hemen bize bildirin. Çünkü İçişleri Bakanlığı olarak, “Türkiye’nin Huzuru” şiarıyla; her türlü suç ve suç odağıyla kararlılıkla mücadele ediyoruz. Bu mücadelede hedefe ulaşmanın en önemli şartı sizsiniz. Gençlerimizin desteği olmadan hiçbir mücadele tamamlanmış sayılmaz” dedi. ‘Nerede Bir Ağ Varsa Orada Bir Operasyon Var’ Bakanlık olarak uyuşturucu ile yapılan mücadelede gelinen noktayı paylaşan Bakan Yerlikaya, Türkiye’nin en kapsamlı Narko-Kapan operasyonlarından birini daha yaptıklarını, güvenlik güçlerinin zehir tacirlerine göz açtırmadığını vurguladı. Bakan Yerlikaya, “Uyuşturucu; göreve geldiğim günden beri en çok üzerinde durduğumuz, en çok mesai harcadığımız suç türlerinin başında geliyor. Çünkü uyuşturucu, asimetrik savaşın en kirli aparatlarından biri, bir insanlık suçudur. Bir yandan bu zehri ülkeye sokmaya çalışan şebekelerin tepelerine biniyor; üretim hatlarını dağıtıyor, sevkiyat yollarını kesiyoruz. ‘Nerede bir ağ varsa orada bir operasyon var’ diyoruz. Diğer yandan da; bağımlılıkla mücadelede farkındalığı büyütüyor, rehabilitasyonu güçlendiriyor, aileyi, okulu, sokağı, kampüsü bu mücadelenin parçası yapıyoruz. Çünkü talep yok olmadan bu karanlık pazar küçülmez. Şu saatlerde Türkiye’nin en kapsamlı Narko-Kapan operasyonlarından birini daha gerçekleştiriyoruz. Basın toplantısı yapacağım ve 3-4 saat sonra duyarsınız. Kimlerin tepesine bindiğimizi, kaç tane zehir taciri yakaladığımızı söyleyeceğim. Göreve geldiğim günden bugüne 93 bin 279 zehir tacirini tutukladık. Bu sayı şu an hala artıyor 225 ton uyuşturucu madde, 260 milyon adet uyuşturucu hap ve yaklaşık 18 ton ara kimyasal ele geçirdik. Organize suç örgütlerine yönelik yürüttüğümüz operasyonlar sonucunda da 345 narkotik organize suç örgütünü çökerttik. Bu mücadele siyaset üstü bir mücadeledir. Uyuşturucuya karşı mücadele bizim gelecek meselemizdir. İnanıyorum ki, bu mücadele, devletimizin kararlılığıyla, milletimizin iradesiyle, özellikle de gençlerimizin desteğiyle başarıya ulaşacaktır” ifadelerini kullandı. Yeni Trafik Yasası Teklifi Trafik Güvenliği başlığı ile ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Yerlikaya, ‘önlenebilir bir halk sağlığı olan’ trafik kazaları nedeniyle kaybedilen her canın sorumluluğunun direksiyon başına geçen herkesin omuzlarında olduğunu söyledi. Cezalarda caydırıcılığın sağlanması, trafik kültürünün oluşması için adına Yeni Trafik Yasası Teklifinin yılbaşından sonra meclisin oluruna sunulacağını açıklayan Bakan Yerlikaya, “2024 yılında trafik kazalarında 6 bin 351 vatandaşımızı kaybettik. Kimi ay 510, kimi ay 530 canımızı yitirdik. Sizce bir ayda kabul edilebilir sayı kaçtır? Kesinlikle sıfır! Ancak maalesef, ‘önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olan’ trafik kazaları nedeniyle her gün bir bir eksiliyoruz. Aşırı hız öldürür. Her gün 10 canımızı aşırı hız yüzünden kaybediyoruz. Sadece kırmızı ışıkta durmadığımız için, 3 günde bir, bir ocağa ateş düşüyor. Makas atmak öldürüyor, ters şerit öldürüyor, yakın takip öldürüyor, seyir halinde telefonla konuşmak, mesajlaşmak öldürüyor. Geçen yıl trafik kazalarında kaybettiğimiz 6 bin 351 vatandaşımızın 780’i: 0-18 yaş arasındaydı. 1881’i 19-35 yaş arasında. Kaybettiğimiz canların 2 bin 661’i, 35 yaşını geçmemiş gençlerimiz. Günde ortalama 17.4 vatandaşımızı trafik kazalarından dolayı toprağa vermek vicdanımıza ağır geliyor. Bu amaçla; cezalarda caydırıcılığın sağlanması, trafik kültürünün oluşması için, Yeni Trafik Yasası Teklifi hazırlandı. Gazi Meclisimiz bu yasayı onayladığında inanıyorum ki direksiyon başına geçen herkes, daha sorumlu davranacak, yolda makas atamayacak, drift atamayacak, keyfine göre yolu kapatamayacak, gaza basmadan önce, kırmızı ışıkta geçmeden önce bir kez daha düşünecek. Bizim amacımız trafik cezası kesmek değil, trafik kültürünü oluşturmaktır. Bu noktada, gençlerimizden destek bekliyoruz. Trafik kültürünü gençlerimizle birlikte oluşturacağız” şeklinde konuştu. Üniversitelerin Üstlendiği Misyonlar Önemli İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın akademik yıl açılışına teşriflerinden duyduğu memnuniyeti paylaşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse de üniversitelerin gelecek kuşakların yetiştirilmesinde üstlendiği önemli misyona dikkat çekti. İKÇÜ’nün devletiyle milletiyle güç birliği içinde emin adımlarla ilerlediğini aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, “Ülkemiz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde her alanda dikkat çekici bir atılımın içinde bulunmakta ve güçlü bir aktör olarak dünya siyasetini belirleme yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Üniversiteler, dinamik bir anlayışla nitelikli insan gücü, iş ve bilim ahlakına sahip uzmanlar yetiştirerek, bilimsel araştırmalar yaparak bu yürüyüşte katkıda bulunmalıdır. Ürettiği bilgi ile toplumsal hedefleri desteklemek, üretilen bilgiyi sosyal faydaya dönüştürmek, kültürel ve ahlaki gelişimi teşvik etmek gibi görevleri vardır. Özellikle üniversitelerin, sömürge güçlerinin araçsallaştırdıkları ve evrensel norm olarak dayattıkları manipülatif bilgilerle bilim üzerinden görünmez biçimde oluşturmak istedikleri kolonyal yapılara karşı yeni bir dilin oluşturulmasına öncülük etmek gibi bir vazifeleri de vardır. Ulusal ve uluslararası alanda başarının ilk koşulunda iç cephenin güçlü tutulmasına ihtiyaç vardır. Şehrimizin ve bölgemizin sorunları için elimizi taşın altına koymaktan çekinmiyor, daha adil ve yaşanılabilir bir dünya için var gücümüzle çalışıyoruz. İnsanımıza yönelik atılacak adımların sadece devlet ile sınırlı tutulması toplumsal gelişim ve dönüşüm için tek başına yeterli değildir. Vatandaş katılımı ve sivil toplum iş birliğinin oluşturacağı sinerjik etki, ülkemizi stratejik hedeflere ulaşmak noktasında güçlü kılacaktır. Bu farkındalık çerçevesinde devletimizin ve bakanlıklarımızın bizden olası talepleri için ise hazır olduğumuzu özellikle ifade etmek isterim” dedi. İzmir’in Üçüncü Büyük Üniversitesi Sorumluluğunun Bilincinde Günümüzde giderek bireyselleşen toplumsal dinamiklerin özellikle genç kuşakların gelişiminde olumsuz etkiler bıraktığını kaydeden Rektör Prof. Dr. Köse, fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan gençlere zarar veren alışkanlıkların önüne geçilmesinde tüm kurumların birlikte çalışmasının oldukça önemli olduğunun altını çizdi. Rektör Prof. Dr. Köse, “Bugün gençlerimizi yalnızlaştırmaya, toplumuna yabancılaştırmaya kendi kültüründen, değerlerinden, geleneklerinden, ulusal kimliğinden uzaklaştırmaya çalışan küresel saldırılarla başa çıkmada el birliği içinde çalışmaya ihtiyacımızın olduğunu hatırlatmak isterim. Devlet kurumları ve sivil toplumun iş birliği içinde çalışması, ülkemizin geleceği ve sosyal gelişme açısından son derece önemlidir. Toplumda huzur, sükûn ve adaletin sağlanması için insanımızın fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan zarar görmesine neden olacak uygulama ya da alışkanlıkların engellenmesi büyük önem arz etmektedir. İKÇÜ olarak bilgiyi dört duvar arasında üretip hapseden bir anlayış yerine ürettiği bilgiyi insan ve toplum yararına kullanan, soyut öneriler yerine somut çıktılarla sorun çözmeye odaklanan bir anlayışı hâkim kılma gayreti içinde olduğumuzu ifade etmek isterim. İzmir’in üçüncü büyük üniversitesi olarak iş dünyası, kamu kurumları ve sivil toplum ile birlikte önemli projelere imza attık. Her bir disiplinin kendi alanına giren konularda projeler yapmasını teşvik ettik, etmeye devam ediyoruz. Bilimsel yükselişimiz yanında sosyal projelerde de ülkemizin güzide yükseköğretim kurumlarından biri olma hedefimize hızla yürüyoruz. Başta aile kurumunun önemi olmak üzere çok sayıda çalışmayı yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Bağımlılık ile mücadelede konunun tüm paydaşları ile yakın iş birliğimizi sürdürüyoruz. Dezavantajlı gruplara yönelik her bir çabanın paydaşı olmaya gayret gösteriyoruz. Akredite olmuş bir yükseköğretim kurumu olarak bu alanın sürdürülebilirliğini önemsiyoruz. Sürdürülebilir bir çevre için çalışmalar yapıyor, her bir kaynağın gelecek nesillerin emaneti olduğu anlayışı ile misyonumuzu yerel ve bölgesel düzeyde yerine getiriyoruz” ifadelerini kullandı. Rektör Prof. Dr. Köse tarafından kurumsal hediye takdim edilen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın katılımıyla yapılan akademik açılış programı, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. -
24.11.2025MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Asmalı Gençlerle Buluştu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Bilim İletişim Ofisince (İKÇÜ BİO) Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) İzmir Şubesi paydaşlığında düzenlenen “MÜSİAD Üniversite Buluşmaları- Tecrübe Paylaşımı” programı Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin moderatörlüğünde yapıldı. MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Mahmut Asmalı’nın üniversite gençliğine yönelik tecrübe paylaşım söyleşisini, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, dekanlar, akademik ve idari personelin yanı sıra çok sayıda öğrenci takip etti. En Pahalı Sermaye Tecrübedir Programın açış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, yerli ve milli üretimin en önemli aktörlerinden MÜSİAD’ın, kurulduğu günden bu yana ekonomik gelişmeye sunduğu katkıya dikkat çekerek; öğrencilerin ve genç girişimcilerin sektörel gelişimi anlamında üstlendiği sosyal sorumluluğun da takdire şayan olduğunu aktardı. Rektör Prof. Dr. Köse, “Ülkemizin stratejik hedeflerine katkıda bulunan MÜSİAD’ın üniversitelerde de sorumluluk alıyor olmasını çok değerli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Bugünkü deneyim paylaşımının bu sorumluluğun en iyi yansıması olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu program, gençlere vizyon kazandırmayı hedefleyen önemli bir adım olup, girişimciliğin geçirdiği dönüşümün en iyi örneklerine tanıklık etmemizi sağlayacaktır. Konu, tecrübe paylaşımı ve emin olun en pahalı sermaye tecrübedir. Öğrencilerimizin ve genç girişimcilerimizin, iş dünyasında karşılarına çıkabilecek zorlukları henüz sektöre adım atmadan önce tanımaları; fırsatları daha net görebilmeleri açısından bu paylaşımlar çok değerli. Biz üniversite olarak her zaman iş dünyası ve sivil toplum ile iç içe olma gayreti içinde olduk. Üniversitemizin bilgi üretme kapasitesi ile MÜSİAD’ın sahadaki tecrübesini yan yana getirerek bir sinerji oluşturma, gençlere rehberlik etme amacını taşıyarak bu programı yaptık. Üniversitemiz, iş dünyasıyla kurulan bu tür köprüleri her zaman desteklemeye ve geliştirmeye devam edecektir. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine yön veren, iş dünyasında üretim, yatırım ve istihdamın gelişmesine önemli katkılar sunan göz bebeğimiz MÜSİAD’ın üniversite buluşmalarına ev sahipliği yapmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyor, katılımları için başta Yüksek İstişare Heyeti Başkanımıza, programın gerçekleşmesinde emeği geçen MÜSİAD İzmir Şubesine ve tüm paydaşlara teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu. Sabırla, Metanetle Çalışmaya Devam Edin İş hayatına yönelik tecrübelerini gençlerle paylaşan MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Mahmut Asmalı, mesleğin severek yapılmasının başarıya taşıdığını söyledi. Gençlere kendilerini sürekli geliştirmesi tavsiyesinde bulunan Başkan Asmalı, “Başarıya ulaşmanın bir yaşı yoktur. Öğrenim hayatımda çok başarılı olamam, gelecekte de başarılı olamam kaygısına asla kapılmayın. Kırk yaşından, 50 yaşından sonra başarılı olmuş çok iş adamları var. Özellikle gençlerimizde maalesef acelecilik var. Bir an önce olsun, yapayım diye şeyler var. Sabırlı olmak lazım. Sabırla, metanetle çalışmaya devam edin. Sizler üniversiteyi bitirince çok daha genç yaşta olacaksınız. Ömrünüzde inşallah çok uzun bir zaman var, dolayısıyla kendinizi geliştirerek, mesleğinizi severek hangi meslekte olursanız olun, o meslekte öne çıkmayı başararak gelecekte çok başarılı bir iş insanı olabilirsiniz” dedi. İşin Hilesi Dürüstlüktür İş hayatında dürüst olmanın önemine değinen Başkan Mahmut Asmalı, günümüz dünyasında ve iş hayatında en büyük kazanımın insanların güvenini kazanmak olduğunu belirtti. Başkan Asmalı, “Günümüzde maalesef dürüst olmayan insanların olduğu bir ortamda dürüstlük hakikaten bizim en kıymetli değerlerimizden biri. Bedeli ve sonucu ne olursa olsun asla yalan konuşmayın. Dürüstlük çok önemli bir meziyettir, önemli bir kazançtır. İş hayatındaki en büyük kendime çıkardığım derslerden biri bu. İşinizi iyi yapın. İşinizi iyi yapmak kazancınızın karşılığı değil, karakterinizin karşılığıdır. En büyük sermayemiz itibarımızdır. Dolayısıyla bir iş adamının güzel bir sözü var. "İşin hilesi dürüstlüktür." diyor. Bana büyük bir kurumda çalışan genel müdür öyle demişti. "Başkanım, bana çalışkan insan getirin." Çalışkan insan günümüzde ekmeğini taştan çıkarır. Dolayısıyla hele siz meslek sahibisiniz, üniversite mezunusunuz. Yaptığınız işi iyi yapın ve çalışkan olun. İş hayatına girdiğim zaman 5 sene hiç izin kullanmadım. Çok mücadele ettim, gayret ettim. Özetle başarıya ulaşmak için, hedefleriniz olsun, bunları gerçekleştirmek için mücadele edin. Başarısızlıklarda asla pes etmeyin. Kendinize uygun bir ekip kurun. Kendinizle iyi geçinin. Uyku saatlerinize dikkat edin. Beslenmenize dikkat edin. Ruhunuzu ve beyninizi temiz tutun. Kendi işinize odaklanın” şeklinde konuştu. Şu Anda Üniversitede Olsaydım Çince Öğrenirdim Türkiye’nin 2053 vizyonuna emin adımlarla yürüdüğüne dikkat çeken MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Mahmut Asmalı, bu gelişim potansiyelinde gençlerin üstlendiği misyonun oldukça önem arz ettiğini kaydetti. Başkan Asmalı, “Türkiye'ye gerçekten potansiyeli büyük bir ülke. 2053'te Türkiye dünyanın en büyük 10 ekonomisinin arasına girecek. Donanımlı, çalışkan, vatanperver gençlere ihtiyacımız var. Şu anda ben üniversitede olsaydım bir kere dil eğitimine çok önem veririm. Mutlaka en az bir yabancı dilli konuşuyorsunuz diye düşünüyorum. Ama bunun yanında bence Çinceyi öğrenirdim. Arkadaşlar, geleceğin süper gücü olarak dünyada dengeleri değiştirecek bir ülke olarak Çin geliyor. Dünyanın ekonomi merkezi Avrupa'dan, Amerika'dan artık Orta Asya'ya, Uzak Doğu’ya, Çin'e, Hindistan'a kayıyor. Çin'de inanılmaz bir değişim var, sanayide geçen sene 189.000 robot çalışırken, 2024 yılı sonunda 2 milyona çıktı. Bu sene herhalde 5 milyonlara falan çıkar. İnanılmaz bir teknoloji. Eskisi gibi ucuz mallarla değil, ARGE’de çalışan milyonlarca mühendisin yaptığı yeni buluşlarla Çin çok güçlü adımlarla geliyor. Oradaki teknolojik gelişmeyi mutlaka yakından takip edin” ifadelerini kullandı. Bilgi, Ahlakla Birleşirse Güç Olur MÜSİAD İzmir Şubesi olarak gençlerle yaptıkları buluşmaları çok değerli bulduklarını ifade eden Şube Başkanı Gökhan Temur da üniversite gençliği ile kariyer paylaşımında bulunmaktan heyecan duyduklarını kaydetti. Temur, “Bizim medeniyetimizde bilgi, ahlakla birleşirse güç olur. Adaletle birleşirse bereket olur ve merhametle birleşirse de medeniyet olur diyoruz. Sizler ülkemizin geleceği umutlarımızsınız. Sizler bilgiyi, vicdanla, emeği, ahlakla, başarıyı insanla buluşturacak olanlarsınız. Temenni ediyoruz ki bu söyleşi de tecrübenin rehberliğinde hayat yolculuğunuza ilham vermesi açısından faydalı olur. Bu vesileyle bizlere tecrübeleriyle yol gösterecek olan Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Sayın Mahmut Asmalı Başkanımıza, kıymetli ev sahiplerinden dolayı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse hocamıza ve bu güzel organizasyonu gerçekleştiren tüm emeği geçen kardeşlerimize ve özellikle siz katılımcı genç kardeşlerimize teşekkür ediyorum” dedi. Gençlerden gelen soruları yanıtlayan MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Mahmut Asmalı ile söyleşi programı teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi. Söyleşiye katılan protokol, Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencilerinin yaptığı birbirinden özel pastaların yer aldığı “Şeker Hamuru Pasta Sergisi” alanını ziyaret ederek genç şeflerin tariflerini dinledi. -
18.11.2025İKÇÜ Ata’yı Andı
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete irtihalinin 87’nci yılında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörlük binası önünde düzenlenen törenle anıldı. Törende, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, dekanlar, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci hazır bulundu. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu’nun öğrencilerin eşliğinde Atatürk Anıtına çelenk sunmasının ardından saat 09.05 te iki dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. “Hürriyet ve İstiklal benim karakterimdir” diyerek milletinin özgürlüğüne doğru yeniden şahlanışının kahramanı, esaret zincirlerini kırıp istiklal meşalesini yakan, vatan topraklarımızı geçilmez yapan iradenin adı, milletine sevdalı ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete irtihalinin 87’nci yılında saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. -
27.10.2025
İKÇÜ’de “Akademi ve Siyonizm” Paneli
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi SKS Fikir ve Medeniyet Topluluğu, Mardin Artuklu Üniversitesi iş birliğiyle “Akademi ve Siyonizm” Paneli yapıldı. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin ev sahipliğinde yapılan panelde, Mardin Artuklu Üniversitesi (MAÜ) Rektörü Prof. Dr.İbrahim Özcoşar, MAÜ İlahiyat Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Abdulaziz Kıranşal, MAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünden Dr. Öğretim Üyesi Menderes Kurt konuşmacı olarak yer aldı. Paneli Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Dirik, Topluluk danışmanı İlahiyat Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Dursun, Topluluk Başkanı Sibel Esen ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci takip etti. Zulüm ile Âbâd Olunmaz Panelin açılışını yapan Rektör Prof. Dr. Köse, Allah'ın tüm yarattıklarına şefkat ve merhamet ile İslam ahlakı ahlakı çerçevesinde emrettiği tüm emir ve yasakların bütün yeryüzünde hâkim olması temennisini paylaştı. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmemesi gerektiğini aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, “Evet şu anda gün zalimlerin günü. Ama bildiğimiz bir şey var. Zulüm ile âbâd olunmaz. Bu ilahi bir yasadır. Bu dünyanın bir kuruluşu var ve oranın bir kanunu var. O kanunu koyan, yasayı yapan bizzat Cenabı Hakk'ın kendisidir. O yüzden bunlar bizim ibret almamız için yaşanan olaylar, bizim açımızdan bir imtihan. Nerede durduğumuz önemli. Durduğumuz yeri bilmek üzere şu anda burada bulunuyoruz. Kur'an-ı Kerim'de ve Peygamber Efendimiz ‘in hadis-i şeriflerinde anlattığı üzere bu zulüm bitecek. İslam ahlakı, Allah'ın emir ve yasaklarına saygı, yarattıklarına şefkat ve merhamet diye tanımlanan o ahlak ilkeleri bütün yeryüzüne hâkim olacak” dedi. Öldürmeyi İbadet İlan Ettiler Yaşanan acı tablo ile tüm dünyanın siyonist sapkınlığı ve ona destek olanları yakından tanıdığına inandığını paylaşan Rektör Prof. Dr. Köse, açlığı ve susuzluğu katliam biçimine dönüştürenlerin aslında tüm insanlık vicdanını hedef aldığını vurguladı. Prof. Dr. Köse, “İnsanların hayat buldukları ekmek fırınlarını, su kanallarını, balıkçı teknelerini ibadet coşkusuyla bombalıyor ve bunu bir inancın gereği olarak görüyorsanız, bu inancın insanlığa nelere mal olabileceğini herkesin görmesi gerekir. Bugün insan hakları dedikleri kavramın, aslında bizi insan olarak görmedikleri bir düzene dönüştüğüne tanık oluyoruz. Müslümanları; çocuk, kadın, yaşlı demeden öldürmeyi ibadet sayan bu sapkın inanç, insanlığın vicdanını yok etmektedir. Tüm dünya, bu zulmün insanlığa nelere mal olduğunu açıkça gördü. Ancak unutulmamalıdır ki, bu zalimlerin, siyonistlerin ve onlara destek verenlerin sonu er geç gelecektir. Çünkü zulüm, sonunda mutlaka yenilecektir.” ifadelerini kullandı. Bir Neslin Geleceği Bugün Susmayanların Omuzlarında Yükselir MAÜ Rektörü Prof. Dr.İbrahim Özcoşar da tüm dünyanın gözü önünde üçüncü yılına giren Gazze’de yaşanan soykırıma akademik dünyanın sessiz kaldığını söyledi. Prof. Dr. Özcoşar, “Görüntü olarak Filistin yalnızca işgal altında bir toprak parçası değil. Bir halkın geçmişiyle, bugünüyle ve geleceğiyle gasp edilmiş hakikatidir. Yitzhak Rabin'in taş atan çocuklar için verdiği 'Kemiklerini kırın' emrinden, İkinci İntifada'nın sembol ismi Muhammed Durra'nın katledilmesine, Amerikalı Rachel Corrie'nin bir buldozerle ezilmesine kadar bu mesele yeni değil, mesele sesi susturmak, tanığı yok etmek, gerçeği görünmez kıldırmak. 100.000'den fazla bomba, on binlerce kayıp, yerinden edilen milyonlarca insan…Ama buna direnenler hep oldu. Filistin'e dair her söz, her tanıklık, her anlatı susturuluyor, bastırılıyor, marjinalleştiriliyor. Bu bir epistemik şiddettir. Antisemitizm yeniden tanımlanarak antisiyonist her ses bastırılıyor. Bütün bu baskılara rağmen hakikatin sesi susmuyor. Üniversitelerde öğrenciler ve akademisyenler birlikte yürütüyor, bildiriyle, boykotla, İsrail'in ahlaki meşruiyetine meydan okunuyor. Bu sesi büyütmek, bu mücadeleyi sürdürmek bizim omuzlarımızda. Susmak suça ortak olmaktır. Filistin yalnızca bir coğrafya değil, bir hakikat, bir direniş, bir vicdandır. Bir neslin geleceği bugün susmayanların omuzlarında yükselir. Akademisyen susmamalı” diye konuştu. Çabalar, Bölgeyi Filistinsizleştirmek İçin 'Holokost-Anti-Semitizm ve Tanıkların Suskunluğu' başlıklı sunum yapan MAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünden Dr. Öğretim Üyesi Menderes Kurt, İsrail’i yerleşimci kolonyalist ülke olarak tanımlayarak bölgeyi Filistinsizleştirmek için birçok yönteme başvurduklarını aktardı. Dr. Öğretim Üyesi Menderes Kurt, “İsrail, Filistin’deki varlığını görünür kılmak ve bölge üzerinde kalıcı hâkimiyet kurmak amacıyla izlediği politikalarla öncelikle Filistinlileri yerlerinden etmeye ve fiilen toprakları işgal etmeye yöneliktir. Bu politikaların temel amacı, Filistinli varlığını hem fiziksel hem de söylemsel olarak silmektir. Toprak işgali, 1948’den—hatta ondan daha önceki dönemlerden—beri süregelen bir olgudur: 1948’de yaklaşık bir milyon Filistinli zorla yerlerinden göç ettirilmiş; bu olay, geniş çaplı bir nüfus ihracı niteliği taşımıştır. Ayrıca yerleşimci ideolojinin bazı unsurları, kendilerini bölgenin baskın grubu olarak görme eğilimindedir; Filistinliler kimi anlatılarda göçebe veya bedevi olarak tanımlanmakta ve 'medenileştirilmeleri' gerektiği biçiminde sunulmaktadır. Bu tür tasvirler, hem politik hem de kültürel düzeyde Filistinli kimliğinin yok sayılmasına hizmet etmektedir” dedi. Kim Olursa Olsun Bütün İnsanların Karşısındalar Dr. Öğr. Üyesi Abdulaziz Kıranşal da 'Siyonizm’in Güncel Planları' hakkında düşüncelerini görüşlerini paylaştığı konuşmasında, kadınların, çocukların, yaşlıların katledildiği, aç bırakıldığı, hayvanlara bile zulüm yapılan süreci tüm dünyanın sessiz kalarak izlediğini belirtti. Siyonizmi sadece Gazze soykırımı ile değerlendirmenin yanlış olduğunu savunan Kıranşal, büyük bir projenin görünen kısmı olduğunu söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Kıranşal, “Bugün Gazze’de olduğu gibi saldırılar yalnızca tank, top ve tüfekle yürütülmüyor. Siyonizm, hayatımızın her alanını kuşatacak şekilde geniş kapsamlı bir proje yürütüyor. Bu sorunu sadece Müslümanlarla ilgili bir mesele olarak gördük; Hamas’ı ise oradaki topraklarını, vatanını, namusunu ve onurunu korumaya çalışan insanların temsilcisi olarak değerlendirdik. Oysa gerçek şu ki; bu ideoloji yalnızca Müslümanlara değil, dünyadaki Hristiyan, gayrimüslim veya hangi inanca mensup olursa olsun tüm insanlara karşı bir tehdit oluşturuyor. Rektörümüz Saffet hoca da değindi: Sapkın bir inanç anlayışına göre bazı Yahudiler, Allah tarafından seçilmiş ve üstün kılınmış bir kavim olarak görülüyor; dolayısıyla yeryüzünün kendilerine ait olduğunu savunuyorlar. Buna karşılık diğer insanlara (goyim — yani Yahudi olmayanlar) insan görünümünde hayvan muamelesi yapılabiliyor ve bu algı, onlara karşı her türlü muamelenin meşru sayılmasına zemin hazırlıyor. Kabala ve tahrif edildiği iddia edilen bazı Tevrat yorumları da, eleştirmenlere göre bu tür ayrımcı söylemleri besliyor. Netanyahu ve çevresindekilerin hedeflerinin yalnızca Gazze ile sınırlı olmadığı; bazı iddialara göre Nil ile Fırat arasındaki bölgeyi hedefleyerek Mısır, Ürdün, Lübnan, Irak, İran, Suriye ve Türkiye gibi ülkelerin parçalanmasını ve toprakların İsrail’e katılmasını öngören daha geniş bir siyaset izlendiği ifade ediliyor. Bu iddialar, bunların bazı çevreler tarafından devlet politikası olarak dile getirildiğini söylüyor” ifadelerini kullandı. -
24.10.2025
İKÇÜ’de “2. Uluslararası Sosyal İnovasyon ve Veri Analitiği” Kongresi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ve Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) iş birliği ile organize edilen “2’nci Uluslararası Sosyal İnovasyon ve Veri Analitiği Kongresi” düzenlenen resmi açılış töreni ile başladı.. İKÇÜ Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinatörlüğü ile İstatistik,Danışmanlık,Ölçme ve Değerlendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi, NEÜ Büyük Veri Koordinatörlüğü paydaşlığında; kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademi temsilcilerini bir araya getiren kongrenin açılış törenine, İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse ev sahipliği yaptı. Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Erciyes Üniversitesi Araştırma Dekanı Prof. Dr. Gökmen Zararsız, İzmir İl Milli Eğitim Şube Müdürü Doç.Dr. Özden Ölmez Ceylan, İzmir Aile ve Sosyal Hizmetler Müdür Yardımcısı Adem Soylu, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Üyesi, Üniversite Sanayi İş birliği Koordinasyon Kurulu Başkanı Ali Arda Yüksel, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Muhlis Kaan Özhelvacı, İzmir Ticaret Borsası Araştırma ve Piyasa Geliştirme Müdürü Dr.Kenan Keskinkılıç, Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yiğit Tatış, İKÇÜ Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Agah Tekindal, İstatistik, Danışmanlık, Ölçme ve Değerlendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi(İSMER)Müdürü Prof. Dr. Ferhan Elmalı ile Dekanlar, çok sayıda konuk araştırmacı ve öğrenci katıldı. Çözüm Kültürünün Parçası Olun Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, inovasyonu İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde kültür olarak yerleştirmeye çalıştıklarını belirterek, “Sırtımızı bilime yaslayalım, inovasyon kültürünü sahiplenelim ve kendimizi dışarıda değil bu işin tam merkezinde hissedelim” dedi. İnovasyonun yenilik olduğunu vurgulayan Başkan Dr. Tugay, “İnovasyon evinizden, bireysel yaşam alanınızdan tutun ülkeye, dünyaya dair yaşanılan sorunları çözmede yenilikçi bakış açısıdır. Genelde inovasyondan bahsedilince bir tür Ar-Ge olarak düşünülüyor. Oysa inovasyon herkesin dahil olması gereken bir kültürdür. Biz belediyede inovasyonu kültür olarak kurumun içerisine yerleştirmeye çalışıyoruz. Herkesin bir sorunun çözümüne bireysel olarak sağlayacağı katkı var. Kendinizi böyle tanımlamalı ve bu kültürün bir parçası haline gelmelisiniz. Şehrinizin sorunları için çözüm üreten kişiler olmalısınız. Ülkemizin gelişmesi, hak ettiği yere gelmesi, gençlerimizin refah, sağlık ve güven içerisinde yaşaması için bu yaklaşıma ihtiyacımız var” dedi. Gençlere Çağrı Belediye olarak gençlerin yolunu açmak için çalıştıklarını kaydeden Başkan Tugay, “Bu iş gençlerde bitiyor. Gençlerin zihinlerinde inovasyonun anlamını oturtmuş, bu kültürün bir parçası olmayı kabul etmiş olması gerekiyor. Gençler sorunların çözümüne katkı verecek büyük bir potansiyele sahip. Uluslararası kuruluşların yaptığı değerlendirmeler de bu yönde. Biz, güçlü kültürel alt yapısı ve güçlü dinamikleri olan bir ülkeyiz. İhtiyacımız olan şey sadece biraz daha fazla sorumluluk almak. Gerek aldığınız eğitim ortamının iyileştirilmesi gerek aldığınız eğitimin, sosyal yaşamınızın gelişmiş olması veya benzer her türlü sorun için veya yaşadığınız şehrinizin sorunları için çözüm üreten kişiler olmalısınız. Ülkemizin gelişerek hak ettiği yere gelmesi için özellikle gençlerimizin bu refah, sağlık ve güven içerisinde yaşaması için buna ihtiyacımız var. Öğrencilerin güç aldığı kurumların başında gelen üniversiteler bu anlamda çok önemli. Sırtımızı bilime yaslayalım, inovasyon kültürünü sahiplenelim ve kendimizi dışarıda değil bu işin tam merkezinde hissedelim” ifadelerini kullandı. İnovasyonda “Toplumsal Katkı Ekseni” İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse de yerel yönetimlerin, sosyal inovasyonu teşvik etmek için önemli paydaş kurumlar olduğunu belirterek üniversitelerin inovasyon kültüründe üstlendiği sorumluluğa dikkat çekti. Rektör Prof. Dr. Köse, “Üniversiteler, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları hem bilgi üretimi hem de sosyal etki yaratımı açısından önemli aktörlerdir. Özellikle Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Kalite Kurulu’nun 2023 ve sonrası kalite güvencesi sistemlerinde üniversitelerin “toplumsal katkı ekseni” temel bir değerlendirme alanı haline gelmiştir. YÖKAK’ın “toplumla etkileşim” kriterleriyle birebir örtüşen bu projeler, sosyal sermayeyi güçlendirmekte, politikaların şekillenmesine veri sağlamakta ve sosyal dönüşüme öncülük etmektedir. Bilimsel bilgiyi yerel temsilcilerle buluşturmak, sosyal inovasyon için kilit öneme sahiptir. “Bilimi toplumla buluşturmak” mottosuyla YÖK’ün tüm şehirlerimizde başlattığı 81 ilde 150 üniversitenin dahil olduğu “Bilim Kafe” buluşmaları bu yönüyle dünyada ilk olma özelliği taşımaktadır. Merkezi bir örnek olarak sunabileceğim bu uygulama, bilim ve toplum arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi, üniversitelerin ürettikleri bilginin toplumda anlaşılır ve erişilebilir hale gelmesi, bilime olan güvenin artması, üniversitelerin şehirlerine ve bölgelerine sağladıkları katkıları arttırmayı hedeflemektedir” dedi. Bölge İçi Kurum ve Aktörlerle Etkin İş Birliği Sosyal sermayenin genel anlamda artırılması için toplumun dezavantajlı kesimlerine ulaşılmasından geçtiğine değinen Rektör Prof. Dr. Köse, “Özellikle çocuk, genç ve kadınlara ekonomik ve sosyal hayata daha fazla katılmalarını sağlayan sosyal destek programlarına ağırlık verilmelidir. Öğrencilerin ve araştırmacıların gerçek dünya sorunlarıyla etkileşim kurmasını ve deneyimsel öğrenmeyi teşvik etmesini sağlayacak iletişim kanalları oluşturmak, öğrenme forumları, şehir ağları, ve sınır ötesi ortaklıklar kuran yerel yönetimler, akademiden sosyal inovasyon sektörüne yapılandırılmış araştırmadan uygulamaya geçişi kolaylaştırabilir, farkındalığı artırabilir ve katılımı teşvik edebilir. Sosyal İnovasyon Ekosistemi projelerinin etkili bir şekilde ölçeklendirilmesi sağlanabilir. Bu noktada bölge içi kurum veya aktörlerle etkin iş birliğinin sağlanması önemlidir. Yerel yönetimler, sosyal inovasyonu teşvik etmek için gereken yapıyı sağlamakta önemli paydaşlardır. Öznesi insan olan yelpazesi oldukça geniş ve hayatın her alanına dokunan bu önemli kavramın anlaşılması, aktarılması ve kamuoyuna katkı sunması manasında Uluslararası Sosyal İnovasyon ve Veri Analitiği Kongresini oldukça önemli buluyor ve tüm paydaşlarımıza, katılım sağlayan tüm değerli protokol üyelerimize, araştırmacılarımıza ve çok değerli öğrencilerimize en kalbi şükranlarımı sunuyorum” şeklinde konuştu. Sosyal İnovasyonun Kalbinde ‘İnsan’ Vardır NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu da kongrenin çağın sorunlarına cevap aramak için büyük öneme sahip olduğunu vurgulayarak, sosyal inovasyonun temel kaynağının insan olduğunu aktardı. Rektör Prof. Dr. Zorlu “Veri, insanı unuttuğunda yönünü kaybeder; insan, veriyi anlamadığında kendi gerçeğini ve geleceğini eksik anlatır. Sosyal inovasyonun kalbinde teknoloji değil, insan vardır. Sosyal inovasyon, insanın insana temas ettiği, toplumsal sorunlara yaratıcı ve adil çözümler üretebildiği bir düşünme biçimidir. Veri analitiği ise bu çözümlerin hem bilimsel dayanağını hem de geleceğe uzanan yol haritasını oluşturur. Bu tanımlardan hareketle bu iki alanın teknik kavramlara indirgenemeyeceği aşikardır. Sosyal inovasyon ve veri analitiğinin kesiştiği yerde bilgi yalnızca depolanan bir şey olmaktan çıkar, yaşamı dönüştüren bir güce dönüşür.NEÜ son yıllarda bu dönüşümün aktif bir parçası olma yönünde kararlı adımlar atmaktadır. Kampüsümüzde yürütülen veri temelli analiz projeleri, yerel yönetimlerden sivil toplum kuruluşlarına kadar pek çok alanda uygulanmaktadır. Farklı fakültelerimizin iş birliğiyle yürütülen öğrenci projeleri, sosyal inovasyonu merkeze alarak toplumsal fayda, adalet ve dayanışma odaklı yenilikler üretmektedir. Bu noktada, üniversitemiz ile Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ortak girişimiyle kurulan Sosyal İnovasyon Ajansı, bu yaklaşımın en somut örneklerinden biridir. Bu anlamlı organizasyonda emeği geçen tüm akademisyenlerimize, düzenleme kuruluna ve katılım gösteren değerli konuklarımıza teşekkür ediyorum. Kongremizin, yeni düşüncelere, yeni iş birliklerine ve insanı merkeze alan yenilikçi yaklaşımlara vesile olmasını diliyorum” dedi. Önemli olan Veriyi Nasıl Kullandığınız Dünyada artık veriyi doğru yorumlayıp sosyal ve ekonomik değere dönüştüren ülkelerin rekabetinin yaşandığına dikkat çeken EBSO Üniversite Sanayi İşbirliği Koordinasyon Kurulu Başkanı Ali Arda Yüksel, güçlü ekonomiler arasında yer almanın yolunun katma değerli üretimden geçtiğini belirtti. Başkan Yüksel, “Artık kimin ne kadar çok veri topladığı değil de o veriyi nasıl kullandığı önemli. Veriyi değerli kılan şey onu doğru analiz edebilmek ve bir strateji belirleyebilmektir. Burada da kimin ne kadar çok üretim yaptığı değil, üretimin ve ihracatın niteliğinin fazla olması önemlidir. Bugün yaşadığımız çift savaşları bunun en somut örneği. Küresel rekabetteki lider şirketlerin veriyi analiz ve analitikten öte bir inovasyon aracına dönüştürmede kullandıklarına tanık oluyoruz. Bunu başarabilecekler yeniden inovasyona gidiyorlar. EBSO olarak yıllardır takip edilen ekonomiler arasında yer almanın yolunun katma değerli üretimden geçtiğini vurguluyoruz. Kâr amacı gütmeyen üyelerine hizmeti esas alan bir meslek örgütü olarak veri analizini her zaman kullandık ve faaliyetlerimize yön vermesine katkı sağladık. Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak verinin raporlarda bir analiz olarak kalmaması ve sosyal inovasyona dönüşmesi gerektiği bilinciyle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Sürdürmeye de devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından törene katılan konuk protokol mensuplarına plaket takdim edildi. Törenin ardından iki gün devam edecek yüz yüze ve çevrim içi kongre oturumlarına geçildi. -
13.10.2025
Toplu İş Sözleşmesi İmzalandı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ile Öz Büro –İş Sendikası arasında 4 Temmuz 2025 tarihinde grev nedeniyle sekteye uğrayan toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, tarafların yürüttüğü müzakereler sonucunda, uzlaşı ile sonuçlandı. Senato Salonunda yapılan sözleşme imza töreninde, geçirdiği rahatsızlık nedeniyle katılamayan İKÇÜ Rektörü Prof.Dr. Saffet Köse’ye vekaleten Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Öz Büro-İş Sendikası Genel Başkanı Baki Gülbaba, üniversite idari kadrosu ile sendika temsilcileri hazır bulundu. Kamu Yararını ve İşçi Menfaatini Gözeten Bir Sözleşme Toplu iş sözleşmesinde gelinen süreci Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin yönetiminde uzlaşı anlayışı içinde yürüttüklerini ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, başından bu yana 4 temmuz da başlatılan grevin hiç başlatılmadan anlaşma ile tamamlanması arzusunda olduklarını kaydetti. Prof. Dr. Bulduklu, “Elbette gönül isterdi ki 4 Temmuz süreci olmasın ama zaman zaman da bazı gelişmeler sizin elinizde olmadan ortaya çıkabiliyor. Yaşanan elbette bir hak arama mücadelesidir ve biz de kamu kaynaklarının etkin kullanılmasından sorumluyuz. Biz kamu tarafıyız ve kamu kaynağını kullanırken aynı zamanda kendi işçimizin adına da kamu yararını gözetmek durumundayız. Ülkemizin kaynaklarını sürdürülebilirlik açısından baktığınızda bizler de sorumlu yönetici pozisyonunda görevliler olarak sorumluluk duygusuyla davranmak zorundayız. Sendika görevini yapabilir. Burada bir kırgınlık, alınganlık söz konusu olmaz. Neticede kamu sorumluluğu bilinciyle kamu yararını ve işçi menfaatini gözeten bir sözleşme mutabakatıyla süreci olumlu olarak sonlandırdık” dedi. Herkesin Adil Biçimde Hak Ettiğini Alması İçin Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin tarafların yapıcı yaklaşımlarını esas aldığını İKÇÜ’nün çalışanlarının özlük haklarını her zaman ön planda tutan bir yönetim anlayışının söz konusu olduğunu vurgulayan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, yeni süreçte de aynı anlayıştan ödün vermeden devam edeceklerinin altını çizdi. Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “İşyeri olarak kimseye bizim bir kırgınlığımız olamaz. Biz hem işyeri barışı hem de kurumdaki herkesin adil biçimde hak ettiğini alması noktasında elimizden gelen gayreti gösterdik. Göstermeye devam edeceğiz. Hazreti Mevlâna’nın çok güzel bir sözü var. 'Dünle beraber gitti, cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım'. Artık yeni şeyleri konuşma zamanı. Ben her bir çalışanımızın ki hepsini birebir tanıyorum. Önümüzdeki süreçte yine her bir çalışanımıza kapımız hep açık, telefonumuz da açık. Geç olsa da güç olmadan bu anlaşmanın hayata geçirilmesindeki emekleri için Sayın Başkana ayrıca teşekkür ediyorum. İnşallah hayırlı olur” dedi. Çalıştığımız Kurum Bizim Kutsalımızdır Sendika olarak ülkenin, bağlı bulundukları kurumların ve üyelerinin içinde bulundukları şartları göz önünde bulundurarak ideolojilerden uzak bir anlayışla hareket ettiklerini ifade eden Öz Büro-İş Sendikası Genel Başkanı Baki Gülbaba da sendikacılığın gereği neyse o çizgiyle sendikacılık yapma gayretinde olduklarını kaydetti. Başkan Gülbaba, “İKÇÜ’de 4 Temmuz'da başlayan grevin bugün imzalayacağımız toplu iş sözleşmesiyle sonlanacağından dolayı hepimiz mutluyuz. Toplu iş sözleşmemizin imzalanması konusunda özellikle Rektörümüz Sayın Saffet Köse ve Rektör Yardımcımız Sayın Bulduklu'nun ortaya koyduğu tavrı sendikamız adına da arkadaşlarımız adına da şükranla karşılıyorum. Aslında grev bir yanlışlık değildi ama bir talihsizlik oldu ve çıkmak durumunda kaldık. Ülkenin koşulları, kamu çerçeve protokolü, genel toplu sözleşme süreçlerinde bazı beklentilerimiz vardı. Çalışanlar orantısız bir vergi yükü ile karşı karşıya. Eksikleri, artıları, yanlışları, hatalarıyla bir süreci geride bıraktık. Bizim için önemli olan yarından sonra işimizin başına dönmektir. En verimli, en efektif şekilde çalışarak ortaya bir emeği koymak durumundayız. Çalıştığımız kurum bizim için rızık kapısıdır. Kutsalımızdır. Herhangi bir konuda bir alınganlık ya da duygusallık içinde olunması zaten beklenemez. Bu noktada imzalayacağımız toplu iş sözleşmesinin hem üniversitemize hem de bütün üyelerimize hayırlı olmasını diliyoruz” ifadelerini kullandı. Karşılıklı iyi dileklerin ardından 31.12.2026 tarihine kadar geçerli olan toplu iş sözleşmesi için imzalar atıldı. -
01.10.2025
TSE’den Tetkik Görevlisi Eğitimi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) TS EN ISO 9001 standardı kapsamında düzenlenen kalite eğitimleri tamamlandı. Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Ege Bölge Koordinatörlüğünce Kalite Koordinatörlüğü tarafından organize edilen eğitimlere farklı birimlerden 30 personel katıldı. TSE Eğitmeni Gülhan Yüzereroğlu tarafından verilen 3 günlük eğitim programında katılımcılara; kalite yönetim sisteminin temel kavramları, süreç yaklaşımı, sürekli iyileştirme, risk temelli düşünme, tetkik teknikleri ve tetkikçi etik ilkeleri gibi konularda kapsamlı bilgiler verildi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz, Kalite Güvencesi Uzmanları Öğr. Gör. Özlem Bakan Demirel, Öğr. Gör. Dr. Bahar Yalçın Kavuş ’un takip ettiği eğitim hakkında bilgi veren Yüzereroğlu, İKÇÜ’nün uzun yıllardır Kalite Yönetim Sistemi belgeli olduğunu hatırlatarak, TSE tarafından verilen eğitimin hem bir hatırlatma mahiyeti taşıdığını hem de yeni tetkikçilerin kuruma kazandırılması amacıyla gerçekleştirildiğini dile getirdi. Sürdürülebilir Bir Kalite Anlayışı Üniversitenin kalite yönetim sistemlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması, iç tetkik süreçlerinin daha etkin bir şekilde yürütülmesi adına bu eğitim programlarını oldukça önemsediklerini ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, kalite seviyesini bir basamak daha yükseltmek için bu tür programların taşıdığı önemi vurguladı. Kalite odaklı yönetim anlayışını daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini kaydeden Prof. Dr. Akbaş, “Kalite farkındalığının artırılması ve kalite kültürünün tüm üniversite bileşenleri tarafından benimsenmesi, üniversitelerin sürdürülebilir gelişiminde kritik bir rol oynamaktadır. Öğrencilerimizin de katılımıyla kalite güvencesi çalışmaları son dönemde önemli bir ivme kazandı. İKÇÜ kalite yönetimi alanında attığı adımlarla kurumsal kapasitesini arttırmayı ve hizmet kalitesini en yüksek seviyeye çıkarmayı hedeflemektedir. Sürdürülebilir bir kalite anlayışı, üniversitenin stratejik hedeflerine ulaşmasında önemli bir yol haritası olmaktadır. Kalite kültürü sadece akademik başarıyla sınırlı bir kavram değildir. Aynı zamanda öğrenci memnuniyeti, araştırma-geliştirme, toplumsal katkı ve kurum içi verimlilik gibi pek çok başlıkta temel göstergeleri belirlemektedir. Birimlerimizi ulusal ve uluslararası kalite standartlara uygun olarak güncelleyerek üniversitemizdeki bilim iklimini güçlendirmeye devam etmekteyiz. Bizlere bu yolculuğumuzda rehberlik eden stratejilerimizin hayata geçirilmesiyle gelişimimize katkı sunan yaklaşımları için Yükseköğretim Kalite Kuruluna, kalite kültürünün yaygınlaşması ve içselleştirilmesi için faaliyetlerimize destek veren TSE’ye, süreci başarıyla yürüten Kalite Koordinatörlüğümüze, öğrencilerimize, tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum”diye konuştu. Eğitim programı Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş’ın TSE Eğitimcisi Gülhan Yüzereroğlu ’na teşekkür belgesi takdim etmesi ile sona erdi. -
01.10.2025İKÇÜ’lü Akademisyenler, Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesinde
Stanford Üniversitesi tarafından bilim insanının yayınlarına yapılan atıfların etkisine göre sıralandığı "Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları" listesinde İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesinden 4 akademisyen yer aldı. Kariyer Boyu Etki” ve “Yıllık Etki” kategorilerinde her yıl yayımlanan listede, dünya genelinde 22 anabilim dalı ve 174 alt bilim dalından 200 bini aşkın bilim insanı değerlendirildi. En az 5 yayına sahip araştırmacılar arasından c-score sıralamasında ilk 100.000’e girenler veya alt bilim dalında ilk %2’lik dilimde yer alanlar listeye alındı. Bilgisayar Mühendisliğinden Prof. Dr. Aytuğ Onan ile Makine Mühendisliğinden Prof. Dr. Buket Okutan Baba’nın “Kariyer boyu” etki kategorisinde yer aldığı sıralamada, 1500’üncü olarak yer alan Prof. Dr. Aytuğ Onan başarısını “Yıllık etki” başlığında da tescilledi. Prof. Dr.Onan’a bu kategoride Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Gül Yılmaz Atay ile Elektrik Elektronik Mühendisliğinden Prof. Dr. Merih Palandöken eşlik etti. Küresel Rekabette Daha Güçlü Var Olabilmek İçin Rektör Prof. Dr. Saffet Köse İKÇÜ’nün başarılı akademisyenlerinin bilimsel arenada çalışmaları ile ön plana çıkmasından duyduğu gururu paylaştı. Yeni eğitim-öğretim yılına başarı haberleri ile başlamanın memnuniyetini yaşadığını kaydeden Rektör Prof. Dr. Köse, akademisyenlerin ürettikleri projelerin, bildirilerin ve makalelerin İKÇÜ’nün dünya çapındaki tanınırlığına büyük katkı sağladığına vurgu yaptı. Prof. Dr. Köse, “Günümüzde ülkelerin küresel bilgi ekonomisinde söz sahibi olabilmeleri açısından üniversitelerde yapılan bilimsel araştırmaların önemi tartışılmaz bir gerçektir. Üniversitelerin küresel rekabet ortamında daha güçlü bir şekilde var olabilmeleri, yüksek katma değerli araştırma sayısını artırmasına bağlıdır. Bölgesel, ulusal ve uluslararası çapta yürüttüğü önemli proje ve çalışmalar ile kente, bölgesine ve ülkesine değer katan bir bilim yuvası olan bir İKÇÜ olarak her alandaki nitelikli bilimsel üretime destek vermeye devam ediyoruz. Disiplinlerindeki en güncel bilgi ve araştırmaları öğrencilere aktaran hocalarımız etki değeri yüksek yayınlarıyla ulusal ve uluslararası sıralamalardaki başarılarını yıldan yıla güncellemektedir. Bu anlamda yerel, bölgesel ve ulusal ihtiyaçlara cevap veren, uluslararası standartlarda araştırma projelerinin sayısını artırma gayesindeyiz. Bilimi sadece bilim için değil, topluma fayda sağlamak için de kullanan, genç nesillere ilham kaynağı olan başarılı akademisyenlerimizi yürekten kutluyorum ve çalışmalarının başarıyla artarak devamını diliyorum” ifadelerini kullandı. -
16.09.2025
İKÇÜ Yeni Öğrencilerini Oryantasyon Programı İle Karşıladı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) 2025-2026 akademik yılında eğitim hayatına yeni adım atan öğrencilerini oryantasyon programı ile karşıladı. Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığınca düzenlenen programda, yeni öğrencilerinin üniversite hayatına geçişini kolaylaştırmak için kurulan stantlarda ; kampüs hayatı, sportif faaliyetler, öğrenci toplulukları, ders programları, spor tesisleri, ERASMUS gibi yurt dışı eğitim fırsatları, kütüphane gibi başlıklarda bilgilendirmelerde bulunuldu. Prof. Dr. Fuat Sezgin Fuaye Alanında öğrencilerin yoğun olarak katılım gösterdiği etkinliğin ilk gününde Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut ile Prof. Dr. Yasin Bulduklu eşliğinde stantları ziyaret ederek öğrencilerle sohbet etti. Biz, Sizlerle Farklıyız Rektör Prof. Dr. Köse, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ailesine yeni katılan öğrencileri karşılamaktan büyük bir memnuniyet duyduklarını ifade ederek çıktıkları üniversite hayatı yolculuğunda hem eğitim hayatını şekillendirecek hem de kişisel ve mesleki gelişimlerinde dönüm noktası olacak bir sürecin başladığını kaydetti. Prof. Dr. Köse, “Üniversitemizi özetlerken “Farkındayız, Farklıyız” diyoruz. Biz, sizlerle farklıyız. Her biriniz İKÇÜ’nün ferdi olarak geleceğimizi şekillendirecek önemli başarılara imza atacaksınız. Üniversiteye adım atmak, yeni bir sayfa açmak demektir. Bu sayfa, hem akademik hem de kişisel gelişiminiz için sadece sınıfların, ders kitapların ötesinde yeni fırsatlarla dolu bir deneyimdir. Burada, yeni arkadaşlar edinecek, yeni ilgi alanları keşfedecek ve bilgiyle dolu bir dünyanın kapılarını aralayacaksınız. Bu yolculukta yöneticilerimiz, öğretim elemanlarımız, idari personelimiz ile daha deneyimli öğrencilerimizin yanınızda olduğunu unutmayınız. Oryantasyon programı üniversitemizi, akademik programları, sosyal-kültürel ve sportif etkinlikleri daha yakından tanımanız için düzenleniyor. Bu süreçte soru sormaktan, deneyimlerinizi paylaşmaktan çekinmeyin. Üniversitemize katıldığınız için gurur duyuyoruz. Hayatınızda en değerli birikimleri edineceğinize inandığım İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi yıllarınızda sizlere eşlik etmekten ve her zaman yanınızda olmaktan mutluluk duyacağız. Sizlere, yeniden 'Aramıza hoş geldiniz' derken sevgiyle kucaklıyorum” ifadelerini kullandı. Oryantasyon buluşması, Rektör Prof. Dr. Köse ve beraberindeki rektör yardımcılarının fuaye alanındaki öğrenci topluluklarının ve idari birimlerin kurdukları stantları tek tek ziyaret ederek, topluluklarla ilgili bilgi almasıyla devam etti. Öğrenciler bu alanda, üniversitenin sosyal ve kültürel yapısını yakından tanıma şansı edindi.
Toplam 192







